DİNLEMEK SANATTIR

8 Mayıs 2007

 HALİL NACİ AKSOY

 İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor,
Yavaş yavaş sallanıyor yapraklar ağaçlarda
Uzaklarda,çok uzaklarda sucuların hiç durmayan çıngırakları,
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.

Eğer dinlemezsek,gözlerimizi kapatıp konuşmayı bırakıp dinleme sanatını gerçekleştiremezsek etrafımızdaki birçok güzelliğin sesini,ahengini duyma şansını yakalıyamayız.Dünyanın en zor işlerinden biridir dinlemek.
Biz konuşmanın zor bir sanat olduğunu sanırız.Konuşma bir şekilde yapılır ama dinlemeyi öğrenmek,dinlemek çok daha zordur.Ağzımızın içinde adeta bir kaplan var.Onu durdurabilmek için önünde dişler ve dudaklar olmasına rağmen o kaplan öyle hırslı,öyle saldırgandır ki her ikisini aşar ve etrafa saldırmaya başlar.Onu kontrol etmek,dünyanın en zor işlerinden biridir.Bazen konuşma esnasında kendimizi kaptırır,söylediğimiz sözlere dikkat etmez ve sonra da başımıza gelenlerden çok pişman oluruz değilmi?(hele bir de mikrofon elimizde ise yandı gülüm keten helva)
Bir toplantıda Edison’a büyük bir mucit olduğu için iltifatlar yağdıranlara şu açıklamayı yapar:’Beyler ben iyi bir süngerim.Çevremdeki fikirleri emer ve kullanırım.Fikirlerimin büyük bir kısmı,onları kullanmasını bilmeyen başkalarınındır.Eğer dinleseniz etrafınızda uçuşan,başkalarının kullanmadığı,değerlendirmediği fırsatları,fikirleri,düşünceleri yakalama şansınız var.Sürekli konuşurken beyin size kelime yetiştirmekle ilgilenir.Ancak kelime yetiştirir.Ama dinlediğiniz zaman beyniniz size yeni fikirler,yeni açılımlar sağlayacaktır’
Sadi der ki:’Ey akıllı zat,ağızdaki dil nedir?Hüner ve marifet sahibinin hazinesinin kapısının anahtarıdır.Kapı kapalı olursa kim ne bilecek ki içerde kuyumcu,cevahir mi var yoksa hırdavatçı mı?” Sözgüzel söylemek lazım.Söyliyemiyorsakta susmak lazım.Başkasının sözünü bitirmeden kendisi söze başlayan cahilliğini bangır bangır bağırıyordur.
Behlül-i Dana bir gün pazara üç tane kuru kafa getirerek satmaya başlamış.Kaça satıyorsun?’ diye soranlara’Biri bir paraya,biri on paraya,biri de ağırlığınca paraya’ demiş.’Ey Behlül bu fiyat farkları neden?’ diye soranlara şu cevabı vermiş: Birincisi taş kafadır,en ucuzdur.Çünkü hiç nasihat dinlemez.İkincisi boş kafadır,nasihat dinler ama tutmaz.Üçüncüsü ise hoş kafadır,o kimse hem dinler hem dinlediklerini hayata geçirir hem de başkasına öğretir.Bunu da ağırlığınca altına veriyorum.
Tek şeritli yolda karşılıklı olarak iki araba birbirine yaklaşır.Birinci arabadaki yanyana geldiklerinde camı açıp ‘öküz’der.Tam konuşmasına devam edecekken ikinci arabadaki de ‘hayvan’diye bağırıp uzaklaşır.Virajı döndüğünde bir öküz sürüsü karşısına çıkar ve öküzlere çarpar.
Evet dinlemek bir sanattır.Çoğumuz ne yazıkki bunu beceremiyoruz.Bir konseri dinlemeyi bilemiyoruz.Gereksiz alkışlar,ıslıklarla şarkı-türkü-şiir güme gidiyor.Karşımızdakinin sözünün bitmesini beklemeden atlıyoruz ortaya ve işte bazen böylece çarpıyoruz öküzlere…..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: