Harname

25 Ocak 2007
Harname
Türk Edebiyatındaki ilk fabl, bir eşeğin öküzlere özenişi…
Şeyhi‘nin pek alegorik mesnevisi; batının fabllarıyla karşılaştırılsa da anlatım zenginliği bakımından daha yeğdir bu eşekname.. 
bir eşek var idi zaif u nizâr
yük elinden katı şikeste vü zâr
(zayıf, çelimsiz bir bedbin eşek vardı,
alemin yükünü çekmekten bitkindi gayrı)
gâh odunda vü gâh suda idi
dün ü gün kahr ile kısuda idi
(bazen odun, bazen su taşıyordu,
lakin sıkıntıdan çatlıyor,
her daim kahrediyordu kaderine)dudağı sarkmış u düşmüş enek
yorulur arkasına düşse sinek
(dudakları sarkmış, çenesi düşmüştü eşeğin,
kıçına sinek konsa, yara zannediyordu,
yani o derece)arkasından alınsa palanı
sanki it artığıydı kalanı
(yükünü çıkarınca
darası sıfıra tekabül edecekti handiyse he)bir gün ıssı eder himâyet ana
yâni kim gösterir inâyet ana
(bir gün sahabı iyilik etti ona
ve serbest bırakıp saldı çayırlara,
kocaman bayırlara)

aldı palanını vü saldı ota
otlayarak biraz yürüdü öte
(yürüyor eşeğimiz)

gördü otlakda yürür öküzler
odlu gözler ü gerlü göğüzler
(ah bir de baktı ki eşek, semiz öküz dolu ortalık,
göğüslerini gere gere dolanıyorlar üstelik)

har-ı miskin eder iken seyrân
kaldı görüp sığırları hayrân
(takıldı eşek,
baktı durdu sığırlara mel mel)

ne yular derdi ne gâm-ı palan
ne yük altında hasta vü nâlân
(öküzlere hasta olan eşek,
amanin dedi:
ne yük, ne de yular dertleri var bu deyyusların)

acebe kalır ü tekeffür eder
kendi ahvâlini tasavvur eder
(şaşırıp kendi halini düşündü eşek tabii,
allahın öküzüne bak ulan, dedi içinden)

ki biriz bunlarunla hilkatde
elde ayakda şekl ü suretde
(hem bende de aynı kol-bacaktan var ne yani,
vay öküzoğlu öküzler diye sitem etti)

var idi bir eşek ferâsetli
hem ulu yollu hem kiyâsetli
(hadiseye muhteşem bir eşek
duhul oldu bu esnada)

ol ulu katına bu miskîn har
vardı yüz sürdü dedi ey server
(bizim eşeğin de aklına geldi bu bilge eşek,
hemen davrandı, akıl almak için süründü bilgeye)

sen eşeksin ne şek hakîm-i ecell
müşkülüm var keremden itgil hall
(dedi ki: sen müthiş, fevkalade bir eşeksin,
anlatmaya kelime bulamıyorum yani;
n’olur derdime bir çare bul eşekzadem)

bugün otlakda gördüm öküzler
gerüben yürür idi göğüzler

yok mudur gökde bizim ıldızımız
k’olmadı yer yüzünde boynuzumuz
(anlattı uzun uzun
öküzlerin gergin vücut ölçülerini;
akabinde de: yok mudur bizim
gökte zodyak’a bağlı burcumuz,
da olmadı yerde bir cilalı boynuzumuz,
diye ağlandı bizimki)

böyle verdi cevab pîr eşek
k’iy belâ bendine esir eşek
(bilge eşek şöyle bir gerindi ve
dedi ki: ey belasını bulmuş eşek)

dün ü gün arpa buğday işlerler
anı otlayıp anı dişlerler
(o dandik öküzler, her gün arpayla,
buğdayla oynaşıyorlar,
bön bön trenin icat edilmesini bekliyorlar;
başka bir olayları yok,
a benim beyni düdük yiğenim,
manyadın mı sen ayol)

bizim ulu işimiz odundur
od uran içimize o dûndur
(hem bizim odun işinde
acayip para var angut eşek,
hele sen bir gör,
şu iki-üç yıl içinde patlayacak odun piyasası,
ey deli eşek, hadi de get bozma kafamı,
diyerek de bitirdi bilge eşek)

döndü yüz derd ile zaîf eşek
zâr ü dil-hasta vü nahif eşek
(e anladınız herhalde:
eşeğimiz ziyadesiyle mahzun)

varayın ben de buğday işleyeyin
anda yayılıp anda kışlayayın
(bizim eşeğin aklı hala buğdayda, arpada,
konuşup durdu kendi kendine)

gezerek gördü bir göğermiş ekin
sanki dutardı ol ekin ile kîn
(bu arada gezerken serpilmiş güzel ekinleri gördü,
gördükçe dellendi,
hırsından çatlayacak gibi oldu tabii)

eyle yedi gök ekini terle
ki gören der zihî kara tarla
(ekinlere öyle bir daldı ki bizim haset eşek,
hepsini anında hacamat ederek yedi,
oh üstümüze afiyet)

başladı urlayıp çağırmağa
anub ağır yükün anırmağa
(taşıdığı yükleri hatırlayarak ilendi geçmişine,
bas bas bağırdı olduğu yerde)

çıkarır har çün enkerü’l-esvât
ekin ıssına arz olur ârasât
(en bet sesiyle çığırırken eşek,
mal sahabı da hadiseyi çakozladı elbet)

ağaç elinde azm-i râh etdi
tarlasın göricek bir âh etdi
(elinde sopa yola çıktı sahip,
tarumar olmuş tarlasını görür görmez
çok pis bedbaht oldu tabii;
ilençle veryansın etti:
vay seni gidioğlu gidi,
gayrısına soktuğumun müsibet hayveni)

daneden gördü yeri pâk olmuş
gök ekinliği kara hâk olmuş

yüreği soğumadı söğmeğ ile
olımadı eşeği döğmeğ ile
(sahip, eşeğe önce ana-avrat dümdüz gitti,
lakin kesmedi tabii bu kadarı sahibi,
odununan da bir güzel benzetti bizim akılsız eşeği,
eşek sudan gelinceye değin dövdü bir güzel,
eh dövülen eşek olduğu içün de,
eşek suya hiç gidemedi,
e gidemeyince dönemedi de bittabii, ah ah)

bıçağını çekdi kodi ayruğunu
kesdi kulağını vü kuyruğunu
(yine hıncını alamadı elbet sahip,
bıçağınan kesti eşeğin kuyruğunu, kulağını)

kaçar eşek acıyarak cânı
dökülüp yaşı yerine kanı
(e malumunuz)

uğrayu geldi pîr eşek nâ-gâh
sordı hâlini kıldı derd ile âh
(o anda bilge eşek damladı ortama,
ve sordu:
n’oldu sana beyle a benim eşek yiğenim)

bâtıl isteyü hakdan ayrıldım
boynuz umdum kulaktan ayrıldım
(bizim eşek zırladı vor vor; ve:
istedim hakkım olmayan bir muz,
kulaktan oldum takacakken bir çift boynuz,
diyerek anırdı uzun uzun..)

Efendim, işbu manzum öyküyü, Harname’nin “münâsebet-i hikâyet” adlı bölümünden devşirdim, çevirdim naçizane.. aslına da gayet uygundur elbette, noktasıynan virgülüynen..

Ataştan nağme diye güncelleştirebileceğimiz isme sahip Şeyhi şiiri
Şeyhi bu siiri, i. mehmed’i iyileştirmesi uzerine kendisine verilen timara giderken koyluler tarafindan bir guzel dovulmesini padisaha belirtmek amaci ile yazmistir… turk edebiyatinin ilk hiciv orneklerindendir…
İlk hiciv orneklerindendir , allegorik tarzda yazılmış bir mesnevidir , Konusu : Elindekiyle yetinmeyip haketmeden öküz olmaya calısan bir eşegi anlatır 

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=harname

  ŞEYHİ  (15.yüzyıl)          

Sultan I. Murad, Yıldırım Bayezid,Çelebi Mehmed ve II. Murad‘ın padişahlıkları zamanında yaşamış olan Şeyhi, İran’da hekimlik, tasavvuf ve hikmet tahsili yapmıştır. Osmanlı sarayında itibar görmüş, sonra Kütahya’ya dönerek bir aktar dükkanı açmış, eczacılık ve hekimlik yapmıştır. Bilhassa göz hekimliği alanında büyük şöhret yapmış, Çelebi Sultan Mehmed’i iyileştirmiştir. Bu hadise üzerine padişah, şaire büyük ihsanlarda bulunmuş, hususi doktoru tayin etmiş, Tokuzlar adındaki bir köyü Şeyhi’ye tımar olarak vermiştir. Şeyhi, köye giderken, köyün eski sahipleri şairin yolunu keserler ve onu döverler. Şeyhi saraya geri döner ve halini anlatmak için “Harname” adlı mesneviyi yazar. Padişah da yol kesen köylüleri cezalandırır, şaire ihsanlarda bulunur.        

Harname, hiciv türünün başarılı örneklerinden biridir. Şeyhi, bu eserinde ince bir mizah ile insani zaafları hicvetmiştir. Eserin kahramanı bir eşektir. Hakettiğinden fazlasını ister. Çayırda gördüğü öküzlere özenir. Onlar gibi olmayı ister. Fakat bu hatasının sonunda kulaklarından ve kuyruğundan olur.     

    Hikaye şöyledir;         

Bir eşek var idi zaif ü nizar

Yük elinden katı şikeste vü zar         

Gah odundu vü gah suda idi        

Dün ü gün kahr ile kısuda idi        

………        

Arkasından alınsa palanı        

Sanki it artığıydı kalanı         

Birgün ıssı ider himayet ana        

Yani kim gösterir inayet ana         

Aldı palanını vü saldı ota        

Otlayarak biraz yürüdü öte         

Gördü otlatda yürür öküzler        

Odlu gözler ü gerlü göğüzler        

………        

Boynuzı bazısının ay bigi        

Kiminün halka halka yay bigi        

……..        

Var idi bir eşek firasetlü        

Hem ulu yollu hem kisayetlü         

Ol ulu katına bu miskin har        

Vardı yüz sürdü dedi ey server        

………          

Bugün otlakda gördüm öküzler        

Gerüben yürür idi göğüzler         

Yok mudur gökde bizim ıldızımız        

K’olmadı yeryüzünde boynuzumuz        

……..        

Böyle cevab verdi pir eşek        

K’ey bela bendine esir eşek         

Dün ü gün arpa buğday işlerler        

Anı otlayıp anı dişlerler         

Bizim ulu işimiz odundur        

Od uran içimize o dundur        

………        

Gezerek gördü bir göğermiş ekin        

Sanki dutardı ol ekin ile kin         

Yiyerek toydı karnı çağnadı        

Yuvalandı vü biraz ağnadı         

Çıkarır har çün enkerü’l-esvat        

Ekin ıssına arz olur arasat         

Ağaç elinde azm-i rah etdi        

Tarlasını göricek ah etdi         

Yüreği soğumadı söğmeg ile        

Olımadı eşeği döğmeg ile         

Bıçağını çekdi kodı ayruğunu        

Kesdi kulağını vü kuyruğunu         

Uğrayu geldi pir eşek nagah        

Sordı halini kıldı derd ile ah         

Batıl isteyü hakdan ayrıldım        

Boynuz umdum kulakdan ayrıldım                 

Insanların imkanlar bakımından eşit olmadıkları,kiminin doğuştan imtiyazlı olduğu, kiminin ise ne yapsa yoksulluktan kurtulamadığı ana fikrinden hareketle şair şu mesajı verir:Herşeyin mutlaka bir bedeli vardır.   

zaif: zayıf

nizar: zayıf,halsiz

katı: çok

şikeste: kırık

zar: ağlayan,inleyen

gah: bazen,

kahkısu: üzüntü

palan: eşeğe vurulan eğer

ıss: sahip

himayet: koruma

ana: ona

inayet: yardım, iyilik

odlu: ateşli

gerlü: gerili

firasetlü: anlayışlı, bilgin

bigi: gibi

kiyasetlü: akıllı, zeki

har: eşek

server: başkan, reis

ıldız: yıldız

dun: alçak

göğermiş: yeşermiş

toydı: doydu

çağnadı: şarkı söyledi

ağnadı: yattı

çün: çünkü

enkerü’l-esvat: seslerin en çirkini

arasat: mahşer yeri

azm-ı rah: yola çıkmak

ayrug: başkası

pir: yaşlı

nagah: ansızın

batıl: Hak olmayan

 http://aysebulut.com/edebiyat/divaned.htm Şeyhi:Asıl adı Yusuf Sinan ve mesleği hekimlik olan Şeyhi, divan edebiyatımızın seçkin simalarındandır. Doğum tarihi bilinemeyen şair göz hekimi olarak Germiyan Beyi Yakup Çelebi ve Osmanlı Sultanı Çelebi Mehmet’in özel doktorluğunu yaptığına göre l S.yy ortalarına kadar yaşamış olmalıdır. Divan-ı Şeyhi, Harname, Hüsrevü Şirin ve Dürrul Akaid adlı eserlerin yazarıdır.

http://www.kutso.org.tr/kutahya/kutahya-tarihcesi.htm

ŞEYHİ

XV.yüzyıl Divan şairlerindendir.  Aynı zamanda, devrinin ünlü doktorlarından biridir. Divan Edebiyatı’nın belirginleşmeye başlayan kurallarını derli toplu biçimde uygulayan ilk şairler arasında yer alır.  Bir Divan’ı ve Husrev ü Şirin, Harname adlı iki mesnevisi vardır.  Harname, olmayacak umutlara kapılan, sonunda elindekileri de yitiren kişileri yermek için yazılmış bir hicivdir.  Şair, bu eseri kendi hayatını esas alarak yazmıştır. 

http://ersoy.20m.com/turkedebiyati.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: