Öküz Sözlüğü
Kaynak: Hasan KÜÇÜKYILDIZ
a. ÖKÜZLE İLGİLİ SÖZLER
bıza, buzaa, buzağı : Küçük sığır yavrusu
burmak : Yumurtalıkların burularak hadım edilmesi işlemi.
dana : Bir-üç yaş arasındaki erkek sığır
deste çekme : Sapı harmana taşıma işlemi.
dönüm vermiyor : İyi terbiye edilmemişler.
düğen, döğen sürme : Sapı taneden ayırma işlemi
cız dutma : Sineklerden rahatsız olan hayvanın alıp başını koşması
cimit : Bin nevi susam
çift sürme : Tarlanın tohuma hazırlanması için sürülmesi işlemi.(Aktarma, ikileme ve üçleme gibi nadas işleri de vardır.)
enemek : Yumurtalıkların kesilip alınması
gebre : Yün kese
gehlemek : Yürümesi için seslenmek.
gövem : İlkbahar
gövemleme : Cıvık işeme (taze ot sebebiyle)
gövem çifti : İlkbaharda yapılan çift.
herk : Nadas
kemre : Gübre
kerpetün, kelpeten, kerpeten: Çivi sökmek için kullanılan alet. (Boyabat’ta kelbetün olarak kullanılırmış-Erbaş )
mıh : Çivi
muruşmak :Vuruşma, güreşme, boynuz boynuza tokuşmak
nal : Öküzün ayağının taş ve saireden korunması için yine öküzün ayak tırnağına çivilerle tutturulan demir ayakkabı denilebilir. At, katır, eşekte de kullanılır.
nal çekücü : Nallamaya uygun çekiç.
nallama boyunduruğu : Boyunduruk eskisinden yapılır. Ayakları iple bu boyunduruğa bağlanan ve tekere geçirilen hayvan hareketsiz kalır, nallanmaya hazır olur. (Bazen huysuzlanıp, etrafındakileri de yaraladığı olur çünkü.) Urganla birlikte kullanılır. Urgan burguyla eski boyunduruğa delinmiş deliklerden geçirilir. Atlar nallanırken “burun gısgacı “(kıskacı) denilen bir alet kullanılırdı.
nodul : Küçük çivi
öküz : Yetiştirilmiş, terbiye edilmiş dana. Ayrıca bu dana enenmiştir, yani hadım edilmiştir.
sıntıraç : Öküzün tırnağının düzlenerek nala hazırlanmasına yarayan alet.
şap : Bir hayvan hastalığı
ürgendere, üvendere, öğendere : Öküzü idare etmeye yarayan ucu demir çivi iğneli (nodullu) sopa. İnce uzun ve kızılcık dalından yapılanı makbuldür.
b. ÇİFT SÜRME İLE İLGİLİ SÖZLER
çift sürme : Tarlanın tohuma hazırlanması işlemi, nadas (Aktarma, İkileme ve Üçleme gibi nadas işleri de genel olarak bu adla adlandırılır.)
çemek : Sabana yapışan çamuru temizlemek için kullanılan ve üvendereye takılan üçgen şeklindeki saç demir
dedegıl : Boyunduruk halkasına saban okunu tutturmaya yarayan kısım
demirlaa : Eneğin ucuna çift demirinin geldiği yer
dönüm vemaya : Hayvanlar acemi anlamında kullanılır.
dutak : Sabanın elle tutulan kısmı
enek : Demirin takıldıgı kısım (ng ile söylenir) (Gürgen, meşe, dışbudak gibi sert ağaçlardan yapılır.)
gövem çifti : İlkbaharda yapılan çift sürme
halka : Boyundurukla saban okunu birleştiren parça
herk : nadas
kayış : Boyundurukla halkayı bağlayan ve manda derisinden yapılan parça
kılıç ( kılınç) : Sürme işleminde derinliği ayarlamaya yarayan, enekle sabanı bağlayan kısım
saban : İlkel pulluk
saban oku : Sabanın taşıyıcısı, Öküzlerin boyunduruğuna sabanı tutturan kısım
saban demürü : Sabanın demir kısmı
yedecek ( halka ) : Boyundurukla saban okunu birleştiren parça
c. BOYUNDURUK İLE İLGİLİ SÖZLER
araba gayışı : Sığır,manda derisinden yapılan kayış
araba (veya) boyunduruk gayışı çivisi ( yedecek) : Kayış bağlandıktan sonra bu çiviyle tutturulur.
boyunduruk : Söğüt, gürgen, meşe, ceviz veya karaağaçtan yapılan yük taşıması için öküzlerin omzuna konulmaya uygun şekilde yapılan alet. Trabzon Maçka’da boyunduruğa mankur deniliyormuş. (Bölge Ağızl. II / 44)
boyunduruk gaşı (kaşı) : Boyunduruğun ön yüzü ( Hayvanın omuz verdiği taraf arka yüzüdür.)
galak : Hayvanın omzu rahat etsin diye bırakılan oyuk kısım
yedecek : araba kayışını tutturan 25-30 santimetre büyüklüğünde odun parçası.
zelve ( zevle ) : Yaklaşık kırkbeş santimetre uzunluğunda sert ağaçtan yapılan boyunduruk parçası
zelve bağı : Ucu yarım hilal şeklinde kıvrık olan zelvelerin birbirine tutturulması için kendirden yapılan kındap
(Not : Kastamonu köylerinde her öküze iki zelvi gelecek şekilde boyunduruklar varken, Daday ve çevresinde tek parçalı, yani dört zelvi değil iki zelviden oluşan boyunduruklar vardır. Bunlara Daday Boyunduruğu denir. Burada zelviler birbirine bağlanmaz, çiviyle tutturulur.
d. KAĞNI İLE İLGİLİ SÖZLER
kağnı : Türk Milletinin medeniyete armağanı olan bir ulaşım aracıdır. Öküz, manda gibi hayvanlarla kullanılmıştır. (Şekil 4) İğ ve Üstülük gibi iki ana parçadan oluşur ;
1. İĞ İLE İLGİLİ SÖZLER
büğü : İğ’ in Tekere takılan kısmı.
büğü çivisi : İğin tekerden çıkmaması için çakılan çivi
cember : Kağnı’ nın tekerini toplu olarak tutan, ortalığını bir arada tutan demir. ( Bu demir kırıldığında ya yeniden ortalık yaptırılır, yahut ta çarıklarla yamanarak idare edilirdi. Bu günkü lastik yamalar gibi.)
çarık : Kağnı tekerindeki cember’in çıkmaması için çakılan V şeklindeki demirler.
çember : Tekerin ağaç kısmının koruyucusu olan demir parçası. Tekerin yanlarında, üst üste duran ağaç parçalarını birbirine tutturmak için çakılan demirler.
gezek : Üstülüğün iki yana kaymaması için açılmış çukurluk
gezek çivisi (buylu çivisi) : Gezeğin iki tarafındaki gürgen veya karaağaç gibi sert ağaçtan yapılmış çivi ( Yozgat’ta buna “buylu çivisi” deniyormuş)
iğ (mazı): Arabanın bütün yükünü çeken alt kısım, Arabanın tekerlerini birbirine bağlayan ve tekerlerin takıldığı gürgen, gökağaç veya karaağaçtan yapılan dingil. Bu parçaya Tokat, Çorum veya Yozgat civarında ” Mazı” da denilmektedir.
kağnı demürü (demiri): Tekeri oluşturan parçaları bir arada tutan demir
köstek: Kağnı’ nın hızlı gitmemesi için fren işlevi gören demir kazık. Bu kösteğin at arabalarında kullanılanına “çoruk” denilmektedir.
ortalık : Kağnı tekerini oluşturan çemberin iç kısmına denir.
teker : Araba parçası
yastuk ( yastık) : İğe oturan İğ’ in üstündeki kertikli kısım.
2. ÜSTÜLÜK İLE İLGİLİ SÖZLER
araba gulağı ( araba kulağı) : Araba okuna bağlanacak olan kayışların oktan sıyrılmamasına yarayan sağlam ağaç çiviler.(genellikle iki tane olur)
are : Yozgat’ta mazıyı saran iki ağaç, oktan, yastıktan geçer, okun yastıktan çıkmaması, mazının ileri geri kaymaması, çıkmaması, iki yana kaçmaması için açılan çukura denir.
arka göbü : Kağnı tekerinin arkasındaki kısımda okların üzerine konan ana parça. İki tarafına gerektiğinde kazıklar dikilir.
bıdak : Küçük kazık
çatal kazık : Kağnı’nın önüne bazı yörelerde çatal kazık yapılır.(Kağnı tokmağı, Çatal Kazık ve Sırık’tan oluşan takıma Yozgat’ta Karaçal Takımı denirdi. Saman,g übre taşınırken Çeten örülür, yük çetenle taşınırdı.)
çeten : Meşe’ den örülmüş sepet.
çoluş : Bir Kağnı’ nın okuna, urganla, boyunduruğundan bir çift öküz daha koşulur, bağlanır. Bir Kağnı’ ya bazı durumlarda iki, üç çift hayvan koşulabilir. Yükün böyle birbirine çektirilmesi işlemine “Çoluş” denir.
dayak : Araba hareketsizken, Kağnı dururken öküzlerin omzundaki yükü almak ve onları dinlendirmek için oktaki yükü çekecek güçte ve yükseklikte (Yerden boyunduruk hizasını çok az geçecek kadar), yerle ok arasına dayanan deynek ( Diğer vakitlerde zincir veya urganla ok’a bağlı durur.)
dolap : yükü sıkıştırmaya yarayan parça
göbü ( köp, küp,güp ..) : Okların üstüne konulan sağlam, sert ağaçtan yapılan ana parça
kağnı tokmağı : Okun üstüne konan iki çatallı ağaç.
karaçal takımı : Yozgat’ta saman veya gübre taşınırken çeten örülür, yük çetenle taşınırdı. Bu işlemi gerçekleştirebilecek olan takıma da Karaçal Takımı denirdi.
kol ( ok) : Kağnının önünde birleşen, arkaya doğru gittikçe bir metre kadar açılan 4.5-5 metre uzunluğunda ağaç . Kağnının iki oku vardır.
kolçak : Ok olarak tarif edilen iki ağacın tutturulduğu, Okları ön kısımda birleştiren çivi. kulak ( gulak ) : Kağnı okundaki kayışın kaymamasını sağlayan iki ağaç çivi.
ok demiri : Ok ucunun açılmaması için çakılan demir şeritler.
orta göbü : Öküzün arkasına gelen ve kağnının üstündeki ana omurlardan biri. Kazıklar bu omurların, bu Göbü’ nün iki tarafındaki deliklere üzerine dikilir.
ön göbü : Boyunduruğa yakın yere konulur. Ön kazıklar bu göbüye dikilir. Boyunduruğa yakın yere konulan ve iki tarafına kazıkların dikilebildiği diğer Göbü’ lere göre daha kısa olan parça.
sırık : Bu çatal kazık ve arkadaki düz kazık arasına sırık konur.
süyen : Büyük kazık
tahta : Arabanın Göbü’ leri arasındaki boşluklar için uygun kesilmiş hatıl. Arabanın orta ve arka göbülerinin üstündeki boşluk, uygun kesilmiş tahtayla örtülür. Tahtalar, özellikle Orta Göbü ile Arka Göbü arasına konur. Gerektiğinde Ön Göbü’ye kadar da konabilir.
üstülük: Arabaların üst kısmındaki İğ’ inin ( tekerlerinin ) üzerine konulan parçaların tamamına denir.
yuvalak: Öküzle tomruk çekilirken, tomruğun altına yuvarlak bir ağaç “Yuvalak” konularak kolayca kaydırılır.
e. DÜĞEN (DÖĞEN, DÖVEN) SÜRME İLE İLGİLİ SÖZLER
burunluk : Öküzün harmandan yemesini engellemek için kullanılan kafes şeklindeki bir alet.
cendere : Döven’ in atlarla çekilmesi halinde kullanılan bir parça. (Doğuda yaygın adıyla )
dutacak( bok şapşağı, bok küreği, tabla, sağsı, şablak ) : Ağaçtan yapılan ve harmana öküz dışkısının düşmesini engelleyen bir alet. Kırşehir’ de “Tabla” , Konya’ da “Şablak” denilir, elle tutulmaz, bağlanırmış. Çankırı Dere çatı köyünde bu kaba “Sağsı” da deniliyormuş.
düğen (döğen, döven) : Çamdan yapılan zirai araç. Kayık biçimindeki iki uzun hatıl birbirine parelel bir şekilde tutturulmuştur. Üzerine ağırlık veya insan biner. Döven bir sırık veya zincirle boyunduruğa bağlıdır. Dövenin koşulu olduğu hayvanlar ise sürekli daire şeklinde dönmek durumundadır.
düğen daşı (düğen dişi) : Çakmak taşı.
düğen (döğen, döven) gaşı (kaşı) : Dövenin ön kısmı, kayık gibi yukarıya kıvrılmış bu bölümün alt yüzü sap üzerinde kolayca kayması için kayganlaştırılmıştır. Taşsız ve kaygan olur.
düğen (döğen, döven) sürme : Olgunlaştıktan sonra biçilen ekinler harmana toplandıktan sonra “yığın” yapılır. Bu yığınlardaki ekinlerin, ivedilikle sapıyla tanelerinin ayrıştırılması gerekir. Bunun için önce bir dövme işlemi yapılması lazımdır. İlkel usullerden birisi harmana yayılan ekinin üzerinde öküz, manda ve at gibi hayvanlarla, altına çakmaktaşları (dolayısıyla kesiciler) takılmış dövenlerin dolaştırılması ve iyice inceltilerek tanelerin ayrılabilir hale getirilmesi işlemine “döven sürme” denir. Döven, çamdan yapılan kayığımsı bir alettir.
düğensilik : Döveni boyunduruğa bağlayan alet, sırık.
göbü: Dövenin iki tahtasını birleştiren, aynı zamanda düğensilik’ in bağlandığı parça.
tınar soğurma (savurma) : Öküz veya manda ile atların çektiği döven, altındaki çakmak taşları dizisi vasıtasıyla kesici, parçalayıcı görevini yerine getirir. Bu işlemden geçen ekin artık ekin olmaktan çıkar bir saman yığını haline gelir. (Bu saman yığını da “tınar savurma” denilen, rüzgara tutulma işleminden geçirildikten sonra tane ile saman kesin olarak ayrılmış olur. ) (ŞEKİL 5)
tokola : Boyunduruğa bağlı halka.
tokola çivisi : Tokola’ yı Düğensilik’ e bağlayan çiviye denir.
zan : Harmanda döğeni boyunduruğa takan, iki ucu çengelli ağaç araç. (Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)
zencir (zincir) : Düğensilik’ i Düğen Gaşı’ na bağlar.