Arşiv 'Demirel'Kategori

Öküz Altında Buzağı

3 Mayıs 2007

Öküz altında buzağı arayan Denktaş’ın, hala daha gerçekten antlaşma istediğine inananların aklına şaşarım. http://www.arcaajans.com/arca.asp?yer=gulumse&sec_id=6331 

Sayın Baykal, sizin bayramdan bile haberiniz yokken bu afişlerin hangi illerde nerede olduğunu nereden biliyorsunuz. Sizi fena halde yanıltmışlar. Lütfen bir daha öküz altında buzağı aramadan önce umarım iyice araştırır öyle konuşursunuz. 61 ilde bu afişler billboardlara asılmıştır” tepkisini gösterdi.
http://www.nethaber.com/NewsDetails.aspx?id=8798

 

Başbakan, ‘Kimse bu paketin içinde bir şey aramaya kalkmasın’ diyor. Yani ‘Öküzün altında buzağı aramayın’ diyor. Başbakan haklıdır. Öküzün altında buzağı aranmaz. Ama bu paket öküz değil inektir. Altında buzağı da aranır, dana da.

 

http://www.haberx.com/n/129423/fatih-altayli-universiteye-giriste-esit.htm

 

 

Partililere, “dangozlar” yani “baş öküzler” diyen Bakan!

Haber, dünkü Hürriyet Gazetesi’nde gözüme ilişti!

23 Mart 2006 Salı günü partisinin Kamutay grup toplantısında, CHP’nin başındaki işgalci, inkârcı ve yalancı Deniz Baykal’a “O aklı sen kendine sakla. Sen git partini yönet. Herkes kendi işini bilsin…”; 29 Nisan 2006 Cumartesi günü ise, partisinin Tekirdağ il kongresinde, “Tamam, sizinkiler de gelsin konuşsunlar. Her şeye açığız biz, en ideal olan neyse onu yapalım” diye seslenen…

Aynı il (Tekirdağ) kongresinde yaptığı, “… var ya…”, “Ha!”, “… hani…” sözcükleriyle alaya aldığı iletilerin görüldüğü konuşmasında, “Muasır medeniyetler hedefinin üzerine çıkmak var ya… Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, bize verdiği hedef var ya… Bu hedefe ulaşmak lafla mı olur, icraatla mı olur? İşte hani Atatürk’ün ‘irtica’ dediği olay budur. Eğer siz, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkamıyorsanız, eğer siz dünyadaki gelişime ayak uyduramıyorsanız, siz mürtecidir, siz gericisiniz… İşin aslı budur” diyen…

“Ha! Dinde, gericilik var mı? Var. Dinde, ‘gericiye’ aslına bakarsanız ‘yobaz’ da denir. Onlar, dinin yobazlarıdır. Onlar, dindar falan değildir. Onlar, dincidir. Onlar, dinin bezirganlarıdır. Onlar, farklıdır. Onu, dindarla karıştırmak da dine saygısızlıktır…” diye ekleyen…

Diye eklerken de, kendi tabanına kadar uzanan tanımı yapan…

Partisinin, Edirne il kongrelerinde (30 Nisan 2006 Pazar) ise, erkeklerle kadınların aynı salonda ayrı ayrı oturduklarını fotoğraflı olarak aynı gün manşetten veren Milliyet Gazetesi’ne, “Ne yapmak istiyorsun sen? Ne demek o? Benim hanım kardeşim bu kongre salonuna gelmiş, nerede isterse orada oturur. Sana ne ya, ayıptır ya… Yani sen nasıl talimat verirsen öyle mi oturacak? Bunu anlamak mümkün değil. Bu ne biçim gazeteciliktir, ne biçim gazetecilik anlayışıdır! Ne yapmak istiyorsun? Hani özgürlükler, hani demokrasi? Bunun için Edirne İl Kongresi’nde de hanım kardeşlerim istedikleri yere gelmiş oturmuşlar. Eee Milliyet Gazetesi, gel şimdi bakalım onu da resmet” sözleriyle hücum eden…

Yönelttiği, ”Ülkeyi karıştırmanın, ülkeyi bölmenin, ayırmanın, bir yerlere kendine göre sinyal vermenin anlamı nedir?” sorusunun ardından, “O devirler bitti. Bırakın bu işleri. Halkın onuruyla, halkın iradesiyle, halkın özgürlük anlayışıyla bir kongreye gelme cesaretini gösteren halka, yer biçme gibi bir hakkınız yok. Bunu yapamazsınız…” diyen…

Türkiye Ziraat Odalar Birliği’nin İstanbul’daki toplantısında (30 Nisan 2006 Pazar), “kankası” Deniz Baykal’la kavga görünümündeki komedi oyununu sergilerken çiftçiler tarafından protesto edilen…

AKP’nin ve AKP iktidarının başı hasta Başbakan’ın; Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Bolu AKP il kongresindeki konuşmasında, “dangoz” sözcüğünü kullanmış!

“Dangoz” sözcüğünün, internetteki Ekşi Sözlüğünde, “Öküzün önde gideni, baş öküz, kalın kafalı, göze sokulanı anlamayan, buna rağmen halinden anlamayan ve kendinden çok memnun kişi” biçiminde tanımlandığını yazan Hürriyet’in 21 sayfasındaki, “Ersin Ercan – Mutlu Yuca, DÜZCE, DHA” imzalı, “O kadar parayı ne yapacaksın dangoz” başlıklı haberi, “Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Bolu’da 18 Temmuz Spor Salonu’nda düzenlenen AKP İl Kongresi’nde kendine has üslubuyla yaptığı konuşmasında partilileri güldürdü” diye başlıyor; balon ve konfeti yağmuru altında kürsüye çıkan Bakan Koç’un şu sözleriyle sürüyor:

“İnsanın kafası 20 dakikadan sonra konuşmaları almazmış. Ne kadar az konuşsan o kadar iyi anlaşılır mesele. Mesela ben mali rapor okunurken bir sürü paranın olduğunu gördüm. Genel Başkanım duymasın. O kadar parayı ne yapacaksınız dangozlar? Milletiniz için harcayın, milletiniz için. Basında, orda burada bir sürü laflar çıkıyor. Onların bir tek gayesi var. Bizlere Reisicumhur seçtirmemek. Yağma yok, seçeceğiz. Hepinizi efe selamıyla… Kimin selamıyla? Bizim efemiz belli, Başbakanımız. Ben onun bir kızanı olarak sizi onun selamıyla selamlıyorum.”

Başbakan’ın kızanı (Kızan: erkek çocuk, çoluk çocuk, delikanlı, yiğit ve silahlı köy delikanlısı, arkadaş, dost) olarak, “dangozlar”, yani “baş öküzler” dediğinde gülen Bolu AKP il kongresindeki partililerden, “Başbakan’ımızın kızanı olabilirsiniz ama bize, ‘baş öküzler’ anlamına gelen ‘dangozlar’ diyemezsiniz” tepkisini almayan Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, “İnsanın kafası 20 dakikadan sonra konuşmaları almazmış. Ne kadar az konuşsan o kadar iyi anlaşılır mesele” sözlerini, gölgesinden başkasına efelenemeyen hasta kızanı Başbakan’a, kızanlık yapıp da söyleyebilse, ne iyi eder!..

Bu arada; Türkçesi “Ekin” olan “Kültür” sözcüğünün en başta yer aldığı bakanlığın Bakanı Koç, “dangoz” sözcüğünü nereden bulup çıkardı, neden söyleme gereği duydu? “Dang”a kadar gelip, başka harflerin dizildiği bir başka sözcüğü mü söylemek istedi? Herhalde, bugün ya da yarın bir açıklama yapar. Belki, “dangoz” sözcüğünün başka anlamı vardır! Açıklar, öğreniriz.

Eminim ki; AKP’liler de, “dangoz” sözcüğünün anlamını bilselerdi, gülmezlerdi, kullanan Bakan Koç’a, Başbakan’ın kızanı ve Bakanı olsa da, kızarlardı, tepki gösterirlerdi… Hürriyet’in dünkü haberiyle öğrendiler. Tepkilerini dile getiren açıklamalarını bugün yaparlar. Yapmazlarsa… 

bakikarakol@hotmail.com

Yayın Tarihi : 2 Mayıs 2006

http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2006/Mayis/02/Haber_135727.aspx