Arşiv 'Düğün'Kategori

Öküz arabalarının süslenmesi, Öküzlerin kınalanması, Gelin teli takılması -Deliorman

8 Mayıs 2007

Selam ve Saygılar olsun hepçinize………..

Ahmet Boran http://www.terzialan.com/yore/sizin.html

Ben aynı kültür pınarından kana kana su içmiş, aynı kültürün havasını çekmiş ciğerlerine sindirmiş artanını koynuna doldurmuş, aynı örf ve ananeleri yaşayıp yaşatan lazım olacak diye birazda tarcığına (dağarcık) doldurmuş DELİORMAN’dan Razgrat Mehmetler köyünden gelme TUNA’nın kollarının suyunu kana kana içmiş, matarasını doldurmuş elinde ibriğinaştarpası ile yollara düşüp espitleri çemberini sıkıştıran, katransızlıktan gıcırdayan tekerlikli öküz arabasında angıçlardan eşyalar düşmesin diye çulla kapatılmış halde Sarıbaşla, Akkuyruk adlı koca boynuzlu öküzlerin çektiği, zaman zaman da zorlayarak boyunduruğunun zelvelerini kıracak gibi olduğu yolculukla göç edip gelen neslin kızanlarındanım.

Benim görüp bildiğim abbam Ahmet ağaların Selim’in kızanı Hüsmen ağa…Ben onun sekizcik kızanının en kocamanı Nuri Hoca’nın sekizcik gülüsünden yedi numarayım.Ninem (Anam) Molla Ahmet’in kızı Rayme (Rahime)

Dedimya temin beyav.. Aynı kültür mirasındanız deye.Onun için sizin araladığınız kapıdan (Sitenize) misafir oluverem dedim…

Selamımı aldığınız beni de ağırladığınız için şimdiden teşekkürlerimi arz ediyorum. Bizim geliş konumuz Balkanlardaki sıkıntıdan yani Osmanlı-Rus harbinden imiş 1876′da.. Koca abbam kızanlarını talükatını toplamış çileden göç edercesine yollara düşmüş…

Zaten çok eski zamanlarda da KARAMAN’dan kültürümüzü, dinimizi yaymak ecdat diyarlarını yurt etmek için oralara muhacir olmuş atalarımız.

Fabrika yok, çıkrıklarla yün eğitrmişler iplik yapmışlar çufalıklarda dokuyup bez yapmışlar kendilerine giyecek temin etmişler.Katık yok… ahlat (armut) toplamış turşu kurmuşlar, lahana, biber ekmişler morpatlıcan kırmızı patlıcan ekmişler. Eriklerini toplayıp işi (ekşi) macın yapmışlar, kolaç ısırıp ya da kaçamak kaşıklayıp doyunma uraşmışlar. Zor zar saban, pullak yapabilip sürebildikleri tarlalardan kıt kanaat ekin almışlar, mısır almışlar. Dermenlerde (Değirmen) üütüp bazı ateş ekme bazı kolaç yapmışlar.

Birgün dermen yanından geçerken suyun gunguruk yaptını gördüm ..Hee… kızanları burdan tutela sandım. Bize sizi dereden tutttuk derlerdiya.

Kızan dimiz o gedi aklıma ba… hey gidi günler hey sofradan yarı tok yarı aç kalkalamış . Yok ki napsınlar hali vakti iii olanlar sadeyağ (tereyağ) iişimik (Ekşimik-Lor) korlarmış ekmek içine… Sobamı deesiniz adı ba…. ateşlikler vardıya… oraya birkaç dikme konur yakılırdı. Varlığı olmayanlar çıra ile biraz olanlarda kandillerle şavıklanırdı. Ben bile pek kart olmama rağmen ders çalışırken çook saçlarımı ütülettim kandile.

Gece karıla maleye giderken fenerlerini yakar çamıra batmadan giderler.Adamlar (Erkekler) da cami odasında toplanır anlatırlardı. Vaasa bi pilli ıradyo ile haberler dinnenir pil bitivemesin diye gene kapatılırdı. O pillerde kocamandı. Bilirseniz tam kavedermeni(kahve değirmeni) kadardı.

Hava isleyse kızanla cami önünde uzun eşek, güvercin takla , çelik çomak, domuz ya da kuyu kapmaca oynalardı.Sonraları metelik ve düğmecik te oynarlardı.

Kızlar da uzun peliklerinde muskalar ya da bulabilirlerse kırmızı mavi ipler bağlı idi.Kille ya da gazla saçları yıkananların prıl pırıl parlardı. Kaydırak, beştaş, elin üstünde kimin eli var, mendil saklama oyunları oynarlardı.

Düğünlerde öküz arabalarının en güzel en sağlam olanı palı-pırtı cacalarla süslenir, öküzlere bile kına yapılır gelin t elleri ile buynuzları süslenirdi. Düünde pelvan güleşi yürük (at koşusu) yapılır bulunabilen bir davul ya da dümbelekle türkü söylenip oynanırdı. Ama….sonu mutluluklarla uzun süren mutlu evliliklere varırdı.

Ben kızanken de Çakmakçayır’a sahiii Terzialan beyav ora… gittim. Çünkü Salimağaların Ali Esen ‘in karısı Kamile, Apturaman Hasan’ın Yakup karısı tetem di .Ninemin (anam) abusunun kızanlarıydı. Arabacıların İsmail’in karısı Firdevs abla da köyümüzden Nizamların kızıdır. Veli işçi dayımdı. Eskiden hısımlık pamuk ipliğine bağlı değil sicime, kınapa bağlıydı baa… gide gelirdik.

Hiç unutmam Abbam iki kıl çuvalı şıvşırmış ekinle dermene götürecekti. Hayvanların önüne bir çiten saman koymuş içine de kuvvetli olsun diye bir urup yulaf kuymuştu.Ben ordan geçerken Savul be hayvanları ürkütme yiyelersinle dedi.

Hani bizim muhacir küülerinde bi laf vadır saravtma bişeyi deye… ben de pek uzattım galiba

Benim en çok hoşuma giden unsurlardan biri köylerde samimiyet ateşi hiç sönmeden hep kor kor yanardı. İğsileri bitmezdi. Küllenen dostluklar parıl parıl parlardı. Pek dargınlık ta olmazdı. Bir de bayramlarda Bayram namazı sonrasında cami avlusunda büyükten küçüğe doğru sıra olunur candan samimiyetle bayramlaşılırdı.

Sabah sabah evlerin yasaklığına açılan tokatların arasından gödek kokusu sızardı. Ah… o bayramlar.

Bu vesile ile bütün Türk Milletinin Ezanı mübarek bilen, bayrağı şeref bilen buram buram insanlık haysiyet ve onur kokan herkesin mübarek Kurban Bayramlarını en halis dileklerimle kutlar nice bayramlara erişmeleri dileklerimle Saygılar, Sevgiler Selamlar sunarım. Allah’a emanet olun.05.01.2007

Ahmet BORAN
Emekli T.Halk Bankası Veznedarı

Bulanık

8 Mayıs 2007

GELENEK GÖRENEKLERİMİZDEN
                  DÜĞÜNLERİMİZ (TOYLARIMIZ)

Evlenen çiftleri kutlamak için yapılan ve evliliği yedi düvele duyurmak için düzenlenen tören veya şenlikli eğlencelere düğün denir. Düğünler tarihin eski zamanlarından beri uygulana gelmiştir ve sosyal yaşantının en önemli göstergelerinden biri olan düğünlerde örf ve adetler yansıtılmıştır. Turuncu duvak takan Romalılardan damat ile gelinin salıncakta oturtulduğu Hindulara kadar kültürler farklılaştıkça düğünler de çeşitlilik göstermiştir. Anadolu’daki düğünlere baktığımızda ise genelde düğünlerin birbirlerine benzerlik gösterdiğini görürüz. Her kültürde olduğu gibi Anadolu düğünlerinde de gelenek ve görenekler ön planda tutulur. Ancak milli kültürümüz de zamanla değişmektedir ve sanayileşme ve kentleşmenin etkisiyle düğünlerimiz de bu değişimden nasibini almaktadır. Bu yazıda da değişen kültürün etkisiyle tam olarak uygulanamasa da Bulanık’ımızdaki yaşam biçimimizi yansıtan geleneksel düğünlerden yani toylarımızdan bahsedilecektir.

Geleneksel Anadolu düğünlerinde olduğu üzere düğünden önce bazı aşamalar bulunmaktadır; tanışma, görücülük, kız isteme, söz kesme, nişan ve son olarak düğün. Genelde herkes birbirini tanıdığı ya da birbiriyle akraba olduğu için kız ve oğlanın önceden buluşup görüşmesi kolay değildi. Oğlan kızı ya kendisi beğenir ya da tavsiye üzerine görürdü. Oğlan şapkasını kaldırarak kızı selamlar ya da şapkası yoksa mendil sallardı. Kızın cevabı olumlu ise leçeğinin iki ucunu kaldırarak oğlana mesaj verirdi ve kızında gönlünün olduğu anlaşılırdı. Ama sevmeler uzaktan uzağa olurdu. Bazı evlenmeler görücü usulü ile olsa da halkımız artık bu geleneği terk etmeye başlamıştır. Kızdan olumlu yanıt gelmesi üzerine bir sonraki aşama oğlan tarafının kendi niyetlerini iletmesi ve kız tarafının niyetini öğrenmesi için bir elçi göndermesi olur. Olumlu cevap gelirse kasabanın ileri gelenlerinde bir ya da birkaç kişiyle birlikte kız evine tekrar gidilir, kız istenir ve genelde bilezik ve beşibirlik takılmak suretiyle söz kesme ya da beh dediğimiz iş gerçekleşir ve kızın gelin olarak alınıp kabul edildiği onaylanmış olur.

Daha sonraki aşama nişan hazırlıklarının yapılmasıdır. Nişan yüzüklerinin takılmasıyla asıl telaş yani düğün hazırlıkları başlar. Önce kız evinde bir kına gecesi yapılır. Bu arada isteyen olursa kıza takı takılır. Ertesi gün aynı merasim oğlan evinde de yapılır ve buna gınavet adı verilir. Bir sonraki gün ise uygun bir yerde oğlan tarafınca döş adı verilen bir yemek verilir. Yemekte ortaya bir tepsi getirilir ve davetliler o tepsiye bahşiş atarlar. Bu bahşişi genellikle orada çalgı çalanlar alır. Bu arada damatla da ilgilenilir. Gerdek gecesine kadar damatla ilgilenen ve ondan sorumlu olan bu özel kişiye sağdıç denir. Düğün geleneklerinden bir tanesi de koşu düzenlenmesidir. Atlara binilerek belli bir mesafe gidilir ve daha sonra düğün evine kadar koşmak suretiyle koşu gerçekleştirilir. Genellikle Güllüova, Mescitli, Yoncalı köylerinden koşulur. Birinci gelen atın boynuna kırmızı ya da beyaz bir yağlık başörtüsü bağlanır. Buna nemer adı verilir. Nemeri alan kişi düğün sahibi tarafından ödüllendirilirdi.

Kız evinden gelin adayı davul zurna eşliğinde alınırken kızın çeyiz sandığı da arabaya konulur ancak tam bu sırada sandığın üzerine oturulup bahşiş istenmesi adettendir. Bahşiş verilmesiyle sandık arabaya yüklenmek üzere kaldırılır. Tüm bunlar olup biterken bir de ağlama havası da çalınır. Ağlama havası deyip de Vacip dayının zurnası ile Godunun yanık sesli meyini anmadan geçmek olmaz. Ailesinin gözyaşlarıyla kız düğün salonuna doğru uğurlanır. Türk düğünlerinin genel adetleri düğünümüzde görülür ve düğünün başlamasıyla önce gelin ve damat oynatılır, damat ve geline çeşitli hediyeler takılır. Düğün biter bitmez gelin adayı oğlanla birlikte oğlanın evine getirilir. Bu esnada gelinin başına yukarıdan kuru meyve, çerez ve para atılır. Gelin adayı inerken ayağının altına ters çevrilmiş bir bakır kazan ve onun üstüne tahta bir kaşık konulur. Gelin adayı inerken bu kaşığı bir vuruşta kırar. Kaşık kırılırsa bu evlenen çiftler için uğur sayılır iyi bir temenni şeklinde yorumlanır. Böylece düğün biter.
Ancak son yıllarda Bulanığımız çeşitli yörelerden göç almaktadır. Bunlarda yöremize özgü düğün adetlerimize gelenek ve göreneklerimize alışmış ve kaynaşmışlardır. En kötü günümüzün düğünlerimiz gibi olması dileğiyle…

    Yazı Sahibi :         GÖKHAN GÜNEY