Arşiv 'Gökbilim'Kategori

İnançlar

30 Ocak 2009

Dünyanın Dengesi ile ilgili inançlar

-Dünya sarı öküzün boynuzları üzerinde durur. Sarı öküz başını salladığı zaman deprem olur. Bir inanca göre de Sarı öküz yorulduğu zaman dünyayı bir boynuzundan öteki boynuzuna atar, bu sırada deprem olur. Geçimini tarımla sağlayan köylü için öküz çok önemlidir. Üretim olmazsa insanlar aç kalır.Üretende de insanla birlikte sarı öküzdür. Sarı öküz; toprağın işlenmesinde en büyük katkıyı sağladığı için DÜNYANIN DENGESİ sarı öküzün üstüne yani boynuzlarına yüklenmiştir. Sarı öküzün yorulması, hastalanması veya ölmesi üretimin sona ermesi demektir. Bu da insanlar için ekonomik deprem anlamına gelir. 21.asrın ekonomistleri bile ekonomiyi bu kadar yalın ve çıplak kelimelerle ifade edemezler. Bu düşünceyi ortaya koyan atalarımızın ruhu şad olsun.
http://www.dodurgayadair.com/index.php?option=com_content&task=view&id=182&Itemid=39

Tamga

6 Mayıs 2007

Semirechye Petroglifleri

Güzel sanatların bir türü olan petroglifler, Kazakistan bölgesinde ortaya çıkmış ve çok eski zamanlardan bugüne kadar varlığını sürdürebilmiştir. Son yıllarda bulunan birçok anıt, eski boyların sanatçı geleneklerinin özgünlüğünü göstermektedir.

Petroglif güzel sanatının en ünlü merkezi Kazakistan’daki Semirechie de bulunur (Kazakistan’ın bulunduğu bölgeye Yedi Göller adı verilmektedir.) Birbirine benzeyen anıtların incelenmesi bir asırdan daha da eskilere dayansa da, bu güne değin edinilen bilgi çok azdır…

1950’lerin sonunda Anrakhai dağlarında Tamgalı’ye ait petroglifik boyamalı, eşsiz bir tapınak bulunmuştur. Yeni araştırmalara 1970-80’lerde başladı. Bir başka sıra dışı anıt olan, Koksu Vadisindeki Eshkiolmes Tapınağı , 1980’lerde keşfedilmiştir. Bir çok petroglif Semirechie bölgesinde bulunmuştur. Ondan(10) fazla site bu araştırmaya dâhil edilmiştir.

Fotoğraf 1

Fotoğraf 2

Fotoğraf 3

Fotoğraf 4

Fotoğraf 5

Kazakistan’daki petroglif sanatının gelişmesindeki ana evrelerin farklılaşma olasılığı bu keşiflerden sonra ortaya çıkmıştır.

Şu ana kadar Semirechie’de petroglif sanatın bulunduğu 50 tane keşfedilmiş anıt vardır. En ünlü petroglifler, Tamgalı’nin (okunuşu: Tamgalı) doğal sınırında; Koksu Nehri’nin Vadisinde, Sholak, Kyndyktas, Anrakhai ve Bayan Zhruek Dağlarının arasındadır. Bir kaç bin petroglifi barındıran bu sıra dışı barınaklarla beraber, küçük gruplar halinde onlarca ve yüzlerce petroglif de, vadi duvarlarında, tepelerde ve gömütlerde bulunur.

Bu karmaşık incelemeyi ve petroglifler hakkında ek bilgi almayı mümkün kılan diğer arkeolojik ortamlar, gömütler, kurban sunakları ve kült yapılardır. Farklı türdeki anıtların arasındaki bağlantıyı sağlayan bu keşifler, bunlarının tümünün bir sistem içinde olduğunu düşünmeye fırsat vermiştir. Bu sırasıyla, Semirechie’deki eski sanat anlayışının ne kadar geniş olduğunu da gözler önüne seriyor.

Batı Semirechie’deki petrogliflerin ana bölümü Bronz Çağına kadar uzanır. Bu türdeki boyamalar bölgedeki tüm petrogliflerin toplam sayısının %80-90’ını oluşturur. Bunlar, doğu Semirechie’deki petrogliflerden teknik metot, stil ve karakter anlayışından epeyce farklıdır.

Sıra dışı yöntemlerle çalışılmış en büyük sığınak olan “Tamgalı Geleneğinin Petroglifleri” , bu yönden kendine batı Semirechie de yer bulur.

Tamgalı’nın doğal sınırı, Almatı’nın kuzey batısına 170 km mesafede olan Anrakhai dağlarında bulunur. Petrogliflerin çoğu kuzey batıda bulunan ana vadideki yedi küçük vadicik gibi, ana vadinin alt ve yan taraflarında bulunur. Ana vadideki toplam petroglif sayısı yaklaşık 2000’dir. Hepsi şartlı olarak yedi guruba ayrılmıştır. Grupların numaralandırılması vadinin iç boğazından başlamaktadır.

Burada güneş başlı tözlerin (fotoğraf 1, 2, 3), gizlenmiş savaşçıların, evli çiftlerin, doğumdaki kadınların görüntüleri görülebilir.Ayrıca bir sürü figürün niteliği, portelenmiş insan ve hayvanların avlanma sırasındaki görüntüleri ve kurban boğaların görüntüleri vardır.(fotoğraf 8,9)
 

Fotoğraf 6

Fotoğraf 7

Fotoğraf 8

Fotoğraf 9

Fotoğraf 10

Güneşle ilgili semboller fazlaca yer tutarken, iki tekerlekli savaş arabalar nadiren resimlerin konusunun içindedir.

Bu petroglifler çeşitli zamanlara ait olmasına rağmen çoğu bronz çağa uzanır. Boyamalar eski petrogliflerden ayrı olarak Saakların hayvan stiline göre yapılmıştır.(fotoğraf 13, 14).Bununla birlikte bazı örneklerde birbiriniz tamamlar hatta birbirlerini kaplarlar. Orta çağa ait petroglif görüntüleri vadiyi çevreleyen tepeler ve susuz küçük vadilere çakılmıştır.(fotoğraf 15,16, figür . 1,2)

Tamgalı doğal sınırı, halen Semirechie’deki en eski ve en sıra dışı anıtlardan biridir.

Karakyn sınırı, ana Tamgalı vadisinin kuzeyindeki yokuşta, Anrakhai dağlarında bulunur. Petroglifik görüntüler alt taraftaki birkaç tepede olduğu gibi daha yüksek alanlara da yayılmıştır. Boyamaların temel bölümü 2-3 kat şeklinde, kuzeyde bulunan kayalıkların kenarlarında keşfedilmiştir.

Anthropomorpic görüntüler içinde güneş başlı tözler (fotoğraf 17,18), insan figürleri, okçular, biniciler, hayvanlar, güneşle ilgili S şekilli semboller vardır.(figür  3).Hayvan görüntülerine boğa, keçi, geyik, yaban domuzu, köpekler de dahildir.çok fazla figürden oluşan kompozisyonlar fazla yoktur. Ellerini kaldıran adam figürleri pek yaygın değildir.

Bu görüntüler farklı zamanlara aittir. Tamgalı ana vadisindeki bronz çağ petrogliflerinin büyük kısmı konu ve stil olarak benzerlik taşır. Tepelerin yüksek kısımlarında bulunan hayvan görüntüleri Scythian-Siberian hayvan stiline göre uygulanmıştır.

Çok yüksek olmayan Serektas dağları; Anrakhai’nin kuzey doğusundaki dağ sırtına 16–18 km uzaklıkta bulunur. Onlar, dikkat çeken tepeler olarak, ovalardan 250–300 metre daha yüksekte yer alırlar. Kuzey batı’ya 16 km olan Tamgalı içinde, en yüksek noktası deniz seviyesinden 600 metre yukarıda bulunan dağlar doğal sınırın ters tarafında bulunur.

Keçi, boğa, geyik, yabani koyun, avlanan okçular, ellerini yukarı kaldırmış insanlara ait figürler ve güneşle ilgili semboller bu tepelerin doruklarına oyulmuştur.

Fotoğraf 11

Fotoğraf 12

Fotoğraf 13

Fotoğraf 14

Fotoğraf 15

En ilginç petroglif toplanması, kuru vadi üzerindeki bir kayada keşfedilmiştir. Bu vadinin kurumuş deresi güneydoğudan kuzeybatıya kadar dağları yırtarak geçer.

Bazı sağ açılı taş süslemeleri kayaların altında ve hayvan barınakları için parçalara ayrılmış kullanılan kısımlar aşağı tarafta saklanmıştır. Bunlar erken demir çağa (M.Ö.. 1200 – 750) ait olan köylerdir. Evlerin yapımından kalan kalıntılar bu yerleşimlerde 6–8 ev bulunduğunu gösterir.

Yanında duran kayanın üstünde hayvan stiline uygun çalışılmış geyik boğa keçi ve yabani koyun figürleri vardır. Bunlar aynı zamanda kutulanarak yerleşimin bir parçasıymış gibi ele alınabilir.

Yurt görüntüleri(fotoğraf 19a, 19b, 19c) petrogliflerin genel bölümlerinden nakavt tekniği ve patina renginden dolayı farklılık gösterir. Bunlar kayanın üzerinde, sonradan dikkat çekmiş gibi görünüyor. Bu görüntülerin içinde bulunan küçük dikdörtgen figürler, buranın giriş kapısı olabileceğini düşündürüyor. Yerleşim yerinin yukarısında bulunan toplam sayısı yaklaşık 50–60 tane olan bu görüntüler kayanın içine çakılmıştır.

Demir çağına ait olan bu yerleşimlerin karşılıklı düzenlemeleri ve kayalardaki petroglifler bunları yer anlamı içerisinde, aynı boya mensup insanlara ait olan tapınaklar olarak görmemizi sağlıyor.

Oy-Jailau’nın (coğrafi yerin adı) doğal sınırı, Jambul ilinin Kurdai bölgesinde (Kazakistan 17 ile bölünmüştür ve her il de kendi arasında bölgelere ayrılmıştır.), Otyrar istasyonuna 40 km uzaklıkta olan Kyndykus dağlarının arasında bulunur. Burası düzlükten 1200 metre yükseklikte bulunan küçük tepelerle çevrili dağlık bir platodur. Derin çukurlar platoyu bir taraftan diğer tarafa doğru keser. Bu çukurlar ovaya kuzeybatıdan güneydoğuya doğru akan eski nehir kanallarıdır.

Doğal sınır, doğudan batıya 6–7 km, kuzeyden güneye 4–5 km kadar uzar.

Petroglifler, doğal sınırın kuzey batıdaki kısmında bulunan küçük nehrin sol tarafındaki sahilde bulunur. Petroglifler geniş uçurumların büyük parçaları üzerine yapılmıştır. Burada Bronz Çağ’dan başlayarak eski Türk tarihine kadar uzanan farklı çağlara ait yaklaşık yüz adet örnek vardır.

Bronz çağ petroglifleri, uçurumun sonunda, batı tarafında yer alır. Yaklaşık 50 tane görüntü vardır. İki binicinin ellerinde kitabelerle yüz yüze resmedildiği görüntü kayalıkların üst kısmında keşfedilmiştir.

Bunun yanında boğa ve deve figürleri işlenmiştir. Kayalıkların dibinde, oradan kopmuş bir kaya parçasının üzerinde büyük boğa ve keçi resimleri bulunmuştur.

Tapınma ayini sırasında duruşları resmedilmiş iki adam, bu resimlerin üst tarafında yer alır. Hayvanların çoğunluğu Tamgalı geleneğine göre yapılmıştır.

Fotoğraf 16

Fotoğraf 17

Fotoğraf 18

Blokların doğuya bakan yüzünde bulunan aynı kayalıklarda, burnu kuş gagasını andıran şekilde resmedilmiş bir geyik bulunur.(figür 5) Geyik düzgün bacakları ve öne doğru uzanan burnu ile karakteristik duruşuyla resmedilmiştir. Arkasındaki karakteristik kamburuyla, iki tane ortak merkezli dairenin içine sokulmuş gözleriyle gösterilmiştir.

Kedigiller familyasına ait olan iki yırtıcı hayvan figürü gibi Saak dönemi tarihli semboller dağ sırtında ve yuvarlak tepelerde bulunur.

Bu bronz çağ petrogliflerinin doğusunda Türk devrinin çok farlı nitelikleri yer alır. Sivri uçlu başlıklı iki tane binici, püsküllerle donatılmış atlarıyla resmedilmiştir. Biniciler elerinde mızrak ve iki şeritli bayrak tutarlar. Bu sahnenin üst kısmında atların dizginlerini tutan bir adam yer alır. Bu sahnenin aşağı kısmında ise eğilmiş bir geyikle onu vurmaya hazırlanan bir okçu karşımıza çıkar.

Jambul ilinin Kurdai bölgesindeki Chuyili dağlarının dibinde derin bir vadi olan Ungurii yer alır. Petroglifler koleksiyonu Chu istasyonundan 30 km güneydoğuda yer alır. Bu bölgedeki dağlar kuzeybatıya doğru azalarak, akarsu ve ırmakların kanalları tarafından boğazlanarak yayla şeklini almıştır. Bu eski kanallardan bir tanesi de Ungourii vadisinde şekillenmiştir.

Petroglifler, Canyon nehriyle aynı ismi taşıyan nehrin kayalıklarının dikey öbeklerine yapılmıştır.100 dizaynın da toplamı 2-5 km genişliğindedir. Dikey blokların çoğu kademesinde, vahşi boğa, vahşi domuz, atlar, keçiler ve yaban koyunu gibi iyi çizilmiş figürler bulunmaktadır. Bu resimler 30–40 cm genişliğindedir.

Petroglifli kanyonlar, Sartai Vadisinden doğal sınıra kadar olan bölgeye 3 km batı uzaklığındaki girişte keşfedilmiştir. Petroglifik resimler, nehrin iki yanında bulunan küçük kaya parçalarının üzerine kazınıp çizilmiştir. Yaklaşık olarak 50 tane Petroglifik resim bulunmaktadır. Karakteristik Tamgalı geleneklerine göre çizilen boğa resimleri, tapınağın merkezinde yer almaktadır.

Fotoğraf 19a

Fotoğraf 19b

Fotoğraf 19c

Fotoğraf 20

Fotoğraf 21

Bu resimler diğerlerine oranla çok daha büyüktür. Aynı zamanda, hayvan takibi yapıp avlayan okçuların görüntüleri de bulunmaktadır. Bunların yanında çizilmiş dolu deve, geyik, köpek, keçi ve yırtıcı hayvan resimleri vardır.

Yukarda bahsedilen petroglifli tapınakların yanı sıra Kurdai Bölgesindeki Akkaynar-Şoşkabas doğal sınırında bulunan Khantai dağlarında küçük bir petroglif koleksiyonu vardır.

Çoğu aynı temel kurallara göre organize edilmiştir, bir veya 2 tane büyük petroglifik çizimin yanında, küçük av veya hayvan çizimleri yer almaktadır.

Kuzeydoğu Semirechie topraklarındaki petrogliflerin ana kısmı Jungar Alatau’da keşfedildi.

Bu bölgedeki petrogliflerin özelliği bronz çağdan sonra bile bu sanatın gelişmeye devam edip Saak ve Eski Türk sanatının en güzel örneklerini sunmasıdır.

Jungar petrogliflerinin asıl hali Semirechie’nin batı tarafındaki petrogliflerden dikkate değer bir biçimde farklıdır. Konuların birleşimi ve bütün kompozisyonlar anlatımda ve kayaların üzerine uygularken kullanılan teknik metot bakımından içine uzanır. Göçebelerin yaptığı oymacılık işi bu bölgenin M.Ö.. 1–2 yy. arasında asimile edildiğini ve aktif olarak diğer çağlarda gelişmeye devam ettiğini kanıtlıyor.

Jungar’daki en büyük ve ilk sanat abideleri Eshkiolmes dağlarındaki petrogliflerdir.

Eshkiolmes alanı Jungar Alatau’nun batıdaki ucudur. Burası Taldykorgan bölgesinin 30 km güneyinde bulunan Almatı kentinde yer alır. Alanın kuzey yokuşu düzgünce geniş bir yaylaya açılır. Güney kısmı ise dik bir şekilde Semirechie’deki birçok nehirden biri olan Koksu’ya iner ve burada Koksu nehri dar vadisinden koparak geniş bir alana yaylır. Alanın yüksekliği deniz seviyesinden 1300 m yüksektedir.(fotoğraf 20) Eshkiolmes alanıyla Koksu nehri arasında kalan küçük yükselti de bronz çağdan ortaçağa kadar olan zamana ait olan arkeolojik anıtlar vardır.

Bu buradaki yerleşimin çok eski zamanlara uzandığını kanıtlar. Bu sarnıcın yukarısında üstünde petroglif bulunan tepeler vardır.

Petroglifler 6 vadide toplanmıştır. Çoğu Talapaty’nin karşısında ve barajın 6.5 km üstünde bulunmaktadır.

Bunlar insan ve hayvan figürleridir ve üzerlerinde semboller bulunur. Ana bölümde bulunan hayvan figürleri arasında develer, atlar, keçiler, geyikler, yaban domuzları, öküzler, köpekler ve yırtıcı hayvanlar vardır. Semirechie’deki başka hiçbir sığınakta bu kadar fazla atların çektiği savaş arabalarına rastlanmamıştır.(fotoğraf 21, 22 figüre 7,8).Üç okçunun “dev”e saldırısını içeren bir çok sahne vardır.(fotoğraf 23, figür  9,10).

Teke tek dövüşlerin, avlanmanın ve kurban etmenin bulunduğu resimler yaygındır.(fotoğraf 24, 25 figür  11,12,13).Savaş arabalarının üstündeki güneş başlı tözler ve avcılık görüntüleri Semirechie’deki petroglif sanatı açısından özgün ve ilgi çekicidir.(figür14).

Barınaklardaki en eski boyamalar Bronz çağa ve Saak devrinde aittir. Değiştirilmiş ve elden geçmiş görüntülerdeki solmayı dikkate alarak, bunların eski Türk Devrinden kalmış olduğu tespit edilebilir.

Göçebelerle ilgili konular Saak devri ve eski Türk devrinde hâkimdir. Bu görüntülere yırtıcı hayvanların otobur hayvanlara yaptığı saldırılar(fotoğraf 26, 27, 28), öküzleri süren insanlar, çiftlik hayvanları yüzünden savaşçılarla yapılan teke tek muharebeler ve sosyal görüntüler dâhildir.(figür  15,16)

Görüntülerin çoğu beklenmedik ve ulaşılması güç yerlerde bulunduğu için kolayca keşfedilememektedir. Yerel sanatçıların sahip olduğu inkâr edilemez, kendilerine özgü sanat anlayışı kayalıkların üzerindeki çizimlerde kullandıkları orijinal metotlarla dikkate değerdir. Minyatür figürler 1-2 cmyi aşmamakla beraber sahip oldukları zarafetleri kolayca fark edilebilir.

Eshkiolmes petroglifleri kendine has bir şekilde Semirechie’nin bütün Jungar bölgesinin geleneklerini yansıtır.

Terekty kanyonu Jungar Alatau sıra dağlarının batı sınırındadır. Burası, Almatı ilinin Taldykourgan bölgesindeki Begash köyünün 4 km batısındadır. Petroglifler, kanyonun kuzeybatı rampasının üst kısmında yer alır. Onlar, Koksu vadisiyle yüksek dağ merasını birbirine bağlayan göçebelerin kullandıkları patika üzerinde bulunurlar.

Fotoğraf 22

Fotoğraf 23

Fotoğraf 24

Fotoğraf 25

Fotoğraf 26

Görüntülerin çoğu, keçi, öküz, yaban koyunu, geyik, at, kuşlar ve yırtıcı hayvanlardan oluşur.
Avlanma sahneleri, teke tek dövüşler, öküzleri süren insanlar ve çiftlik hayvanları için yapılan savaşlar, baskın konulardır. Ayrıca başka benzeri olmayan birbirini takip eden araba görüntüleri mevcuttur.(figüre 17).Konuların çoğu kısmı Bronz Çağa aittir.

Küçük Koitas’ın doğal sınırı, Usek nehrindeki vadide; Almaty ilinin, Panfilov bölgesinin Toksanbai alanının güney rampasında, Zharkent şehrinin 40-45 km. kuzeyinde yer alır.

Toplamda sekiz tane petroglif merkezi keşfedilmiştir ve sadece bir tanesi çok önemlidir.
Tapınak merkezi Küçük ve orta Usek nehirlerinin karışıp birleştiği yerde ve Zharkent’in kuzeyine 42 km mesafede yer alır. Petroglifler, taraçanın aşağısında ve ovaların yukarısındaki tepelerde yer alır. Bu anıtların özelliği bunların çoğunluğunun demir çağdan kalmış oldukları gerçeğidir. Kayalıkların üzerine çakılmış erkek domuz, geyik, at ve keçi resimleri karakteristik hayvan stiline göre yapılmıştır. Konuların koleksiyonu biraz homojendir. Bu petroglif grubunun merkezi bölümü 8m çapındaki erkek domuz figüründen oluşmaktadır. Bu metot, Rönesans devrinin petroglif sanatının karakteristik yapısıdır.(figür 18,19)

Sholak dağları, Jungar Alatou’nun güneybatı çıkıntısıdır. IIi nehri, 20. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen Kapchagi sarnıcının üstünde, güneyde kalır. Sholak dağları göçebelerin sığır üretmesi bakımından ekonomik olarak daha uygundur.

Sholak dağlarının petroglif sanatı sadece tek başına eşsiz büyük bir koleksiyon değildir. Genellikle dağların güney yokuşuna açılan birkaç vadinin arasında bulunurlar. En ilginç petroglif topluluğu Karaispe, Aiyr-Kezen, Taigak, Terekty, Kyzyt-Auyz’da ve diğer vadilerde bulunmuştur. Görüntülerin çoğu kısmı eski Saak devrinden sonraki orta çağlara uzanır.(figür 20,21)

Semirechie’deki bölgelerde bulunan petroglif sanatını tanımlarken her bölgenin kendine özgü petroglif merkezleri olduğundan söz etmek yerinde olacaktır. En önemli anıtlar, kayaların üstüne işleniş biçimi, stili ve metotlarında olduğu gibi, konularının zenginliği veya sayılarının fazlalığı bakımından da farklılık gösterir.

Kuzey doğu Eskiolmes için batı Semirechie’deki en göze çarpan anıtlar Tamgalı tapınağında bulunur. Daha özgün konuya sahip ve daha küçük petroglif topluluğu bu tapınaklar etrafındadır.

Fotoğraf 27

Fotoğraf 28

Fotoğraf 29

Fotoğraf 30

Fotoğraf 31

Kazakistan’ın bilim adamlarının eskiye nazaran bugünler de daha çok inceleme yapabildiğini söyleyebiliriz. Yıllar boyunca bu tip anıtlara karşı, uzmanların kuşkucu yaklaşımları petrogliflerin zamanını saptayacak bir metot olmaması yüzündendi. Farklı bilim adamları bir tanesinde aynı konunun farklı zamanlar da işlendiğini anladılar. Bir tanesi taş devrine, bir tanesinin Saak devrine diğerinin de bronz devre ait olduğu görüldü.

Petrogliflerin tarihlerinin belirlenmesindeki bu farklılıklar nesnel engellere bağlıdır. Mesela mezarın tarihini saptamak amacıyla cenaze törenine ait teçhizatlar göz önünde bulundurulmaktadır. Tarihleri, savaşların ve yatağın başında bulunan tabakların (belki tepsi) yardımıyla bile bulunabilir. Tarih saptamadaki son aşama olarak modern metotlar ve karbonlama tekniği kullanmak gerekebilir.

Petrogliflere göre her şey farklıdır. Yüzlerce ve binlerce görüntü benzer göründüğü için, bunların aynı zamanlarda yapılmış olduğu sanılabilir. Ama zaman geçtikçe arkeologlar tanınmış bilinen konuların aynı devire ait olmadığını anlamışlardır. Bilindiği gibi bu savaş arabaları M.Ö. 17 yy. daha önce oluşmamıştır. Büyük İskender’in seferlerine çıktığı sıralarda bunların modasının geçtiği ve eskidiği göz önünde bulundurulmalıdır. Tamgalı’deki kayalarda birkaç tane sopalı, iki tekerlekli araba vardır.

Bu görüntülerin birinde öküzlerin arabaya bağlanış biçiminden bunun bir savaşa, avlanmaya ya da sadece taşımacılık anına ait olduğu sonucuna ulaşmak güçtür. Eskiolmes’deki petrogliflerin arasında yaklaşık yüz tane savaş arabası-ki birkaç tanesine atlar bağlanmıştır-ve bazılarında da yüklemenin yapıldığı yerde resmedilmiş arabacı resmi vardır. Bilindiği gibi çok önceleri öküzleri ve yabani eşekleri arabaya bağlamak, insanların atları evcilleştirip kullanmayı öğrenmesinden hemen sonra ortaya çıkmıştır.(tablo 1)

Jungari ve karatas dağlarının içinde, savaş arabalarının üstüne çıkmış biçimde atış yaparken resmedilen okçular bulunmuştur. Ayrıca bir savaş arabasının diğerini takip ettiği şemalar vardır. Bu şemalara göre, bu görüntüleri ve farklı araba resimlerini, M.Ö.. 1.-2. yüzyıl arasında Kazakistan bölgesinde yaşayan insanların yaptığı sonucuna ulaşabiliriz. Bunun anlamı, bu görüntülerin gelişmiş ve geç bronz ve hatta önceki göçebe devriyle bağlantılı olduğudur. (Tunç/Bronz Çağı M.Ö.. 3000–1200)

Bütün kompozisyonun bir parçası olan insanlar ve çoğu hayvan figürleri de bu devre uzanır.

Bununla birlikte, yukarıda bahsedilen görüntülerin oluşma tarihi bir yüzyıldan fazla olsa da, araştırmacılar tarihlerin daha geniş bir zaman aralığına ait olduğunu söyleyeceklerdir. Ve sadece büyük guruplar halinde resmedilmiş savaşlar kronolojik zaman süresini kısaltmayı mümkün kılabiliyor.

Tamgalı, Eshkiolmes ve Karatau’daki geniş vadilerde (kanyon) bulunan birçok şemada savaşta kullanılan çekiçler, baltalar ve mızraklarla resmedilmiş insan figürleri vardır. Bilindiği gibi, savaşlarda kullanılan çekiçler sonraki Bronz çağ da kullanılmış olup M.Ö.. 1. yy.ın son çeyreğinde kullanılmaktan vazgeçilmiştir. Milat öncesi süvari ve atlı sınıfının çoğunluğunda bu çekiçleri kullanmayı bıraktığını söyleyebiliriz. Bazı petrogliflerde taştan yapılmış ok uçlarını fark edip, çeşitlerine dikkat ederek bu petrogliflerin ne zaman yapıldığını ortaya çıkarmak olanaklıdır.

Bundan başka petrogliflerin yapılış tarihini belirlemek için kullanılan birkaç yöntem daha vardır. Tamgalı’daki mezarlık bölümünde bazı tamamlanmamış insan figürleri vardır. Buradaki taşlar eski zamanlardan beri mezar hücrelerinin yapımında malzeme olarak kullanılmıştır.

Taştan yapılmış kutu şeklindeki kapsüller birkaç yüzyıldır yeraltında duruyor ve bu resimlerin Bronz çağdan sonra yapılmadığı düşüncesini uyandırıyor.

Petrogliflerin tarihlerinin belirlenmesi konusunda sadece birkaç örnek verdik.

Fotoğraf 32

Fotoğraf 33

Fotoğraf 34

Fotoğraf 35

 Petroglif sanatının tarihinin ayrıca resmin stilinden de anlaşılabileceği bir gerçektir. Hayvan stilinin göçebeler tarafından bulunduğu ve stilin doruk noktasına M.S. 6–7. yüzyılda ulaştığı bilinir.

Jungari dağlarında seçkin tapınaklarda Saak sanatı keşfedilmiştir. Bunlara benzeyenler Saak ve Skiff mezarlık tepeciklerinden altın ve bronz mücevherler şeklinde bulunabilir.(tablo 2)
Eski Türk zamanı petrogliflerinin son derece şematik ve sıradan olduğu kısa bir müddet için göz önünde bulundurulduysa da yeni malzemeler bu varsayımı kanıtlamamıştır.

Chuili ve Jungari dağlarında o çağa ait petroglif sanatının bu güzel tapınakları keşfedilmiştir.(figür . 23–24)

Atlı süvarilerin katıldığı savaş görüntüleri, avcılık görüntüleri ve getir-götür işi yapan insan figürlerinin oluşturduğu şemalar en karakteristik olanlarıdır.

Atların sürdüğü üççatallı bahçe aletleri, sembollerin biçimi, kıyafetlerin detayı ve eşkenar dörtgen şekilli taştan yapılmış ok uçlarının kılıfları gibi detaylara bağlı olarak bunların M.Ö. 6–9. yüzyılları arasında eski Türk devrine ait olduğu anlaşılabilir.(figür  25, 26)

Petrografik sanatın konularını yorumlamak bundan daha kolay bir görev değildir.
Dikkatlice incelendiğinde, Saak petrografilerinde koyun ya da büyükbaş hayvan imgelerine rastlanmamaktadır. Bronz çağın petrogliflerinde, çiftçilerin işlerini gösteren sahnelere rastlanmamaktadır. İstisna olarak tartışmaya açık olan 1–2 adet Saimely – Tash bulguları bulunmaktadır. Bu sanat türünde insanların aktivitelerini direkt olarak yansıtan bulgular bulunmamaktadır.

İlkel mantık üzerine kurulu sanat dinsel fikirler ile özdeşleşmişti. Geniş Tamgalı kayaları üzerine çekiç darbeleriyle, kuyrukları olan adam figürleri yapılmıştı. Bunlar hayvan derilerinde saklı olan, insanlar ve ruhlar ile insanlar ve tanrılar arasında aracı olan rahiplerdi.

Figür 1

Figür 2

Figür 3

Figür 4

Figür 5

Güneş kafası ile biçimlendirilmiş olan yaratıklar bu tapınakta canlandırılmıştır. Bu imgelerin yüksek makamlardaki tanrısallığın göstergeleri olduğu düşünülebilir.

Pek çok farklı konuyu analiz ederken akılda bulundurulması gereken şudur ki; tapınaklarda, eski Tamgalı’dekilere benzer olarak, petroglifler bilgi transferi bakımından bir işaret sistemi olarak açıkça hizmet etmiştir. Betimlenen kişinin erkek olduğunu belirtmek için, sanatçı cinsiyeti gösteren bir işaret kullanır. Bazı törelerde yalnızca erkeklerin yer aldığı düşünülecek olursa, bu detayın açık bir biçimde gösterilmesi büyük bir önem taşımaktadır.

Kadınların fonksiyonları sınırlı olduğu için, sadece falezlerin üzerindeki doğum imgelerini görebiliriz. Bu bağlamda, tapınaklardaki petroglifleri görmeye gelen ziyaretçiler için betimlenen imgeler netlik kazanmış oluyordu.

Etnografik araştırmalar ile eski metinlerde saklanan açıklamalar bazı geleneklerin anlamlarını açıklamada faydalı olmaktadır. Ancak, kült bir karakterin tüm konularının bu yöntem ile açığa çıkarılması pek de mümkün değildir. Petrogliflerin üzerindeki materyaller kullanılarak sadece belli bir sahnenin açıklanması değil aynı zamanda aralarında tutarlılık olan bilgilerin açığa çıkarılması da mümkündür. Böylelikle eski insanlara dair açıklanması gereken bilginin sınırları belirlenebilmektedir.

Üretkenlik kültü Semirechie’deki Bronz Çağ Petrogliflerinde daha yaygındır. Evlilik seremonisi, çocuğun oluşumu gibi imgeler aracılığıyla ifade edilmiştir. Üretkenlik kültü güneş kültü ile yakından ilişkilidir. (tablo 3)

Başlarında ışık saçan yuvarlak bir cisimle, noktalı, haleli bir atmosfer içinde resmedilmiş Antropomorfik önemli kişiler, güneş inancının kanıtıdır. İnançlar ve kurban fikri resimlerde açık bir biçimde gözlemlenebilir. Kamufle edilmiş resimler ve devlerin görüntüleri savaş arabaları ve kutsal hayvanların bulunduğu kült şemalarda olduğu gibi iyi ve kötünün zıtlığıyla bağlantılıdır.

Her bir şemaya paralel olarak Avrasya kıtasının insanları, eski mitolojik metinlerde bulunabilir. Saak devri sırasında, göçebe kültürü kendi özel zoomorfilik kodunu dünya düzenine kazımıştır. Saak ve Skiff sanatında kuşlar üst dünyayı temsil ederken, otobur hayvanlar dünyayla, yılanlar ve yaratılar ise ölülerin dünyasıyla bağlantılıdır.

Petroglif sanatının o zamana ait olan en seçkinleri, yırtıcı hayvanların otobur hayvanlara eziyet ederken resmedilmiş görüntüleridir. Farklı hayvanların büyük figürleri-geyik, erkek domuz, vahşi keçiler ve önemli atalarının bazı resimleri kayalıkların üzerine yapılmış olup son derece etkileyici görünmektedir.

Saak göçebeleri, zoomorfik şekilli sanatına rağmen önceki çağlara ait olan aynı düşünceleri ve görüntüleri yansıtmaktadırlar(tablo 4,5)

Figür 6

Figür 7

Figür 8

Figür 9

Figür 10

Türk zamanına ait petroglifler, birkaç şema birleşiminden oluştuğu gibi, daha az geleneklere bağlı kalmıştır. Türk milletinin sanat anlayışı daha destansı geleneklere uzanıp, anı ve yazıt şeklinde oluşturuldukları bilinir. Bu sanat, barındırdığı atalarının cesur savaşçı görüntüleri ve tüm gerçekleriyle şu an yaşadığımız çağa taşınmıştır. Atlı süvarilerin, üniformalı savaşçıların at üstünde teke tek yapılan dövüş görüntülerinin, kurt at gibi hayvanların avlanma görüntüleri kült konuların arasındadır.

Bu resimler, eski Türklerin ideolojisinde öncelikle onların askeri inanışlarına dayanmakla beraber çok seçkin, önemli bir yer tutmaktadır.(fotoğraf 33)

Sadece birkaç petroglifin konularının maksat ve anlamına karar vermek mümkündür. Birçok şema hala aydınlığa kavuşturulamadığı için bugünün insanları için gizemini korumaktadır.

Petroglif araştırmacıları büyük petroglif topluluklarının bulunduğu yerlerin barınak olabileceğini belirtiyor. Eski insanların tapınakları inşa etmeden önce ağaçlıkları, uçurumları ve dağları ibadet için kullandıkları bilinmektedir.(fotoğraf 34) Bu yüzden petroglifler eski tapınakların bir öğesi olarak göz önünde tutulur. Bunların sunak görevi görmüş olmaları olasılığının yanı sıra ziyaretçilere eski ünlü mitleri hatırlatır ve anlatırlar.

Buna rağmen, petrogliflerle kutsal bölge bağlantısı sadece tahminen bugünlerde keşfedilebilmiştir. Martynov A.I. kutsal taşları, bireysel çizimleri, mantıklı öykü anlatımlı görüntüleri ve barınakları birçokları arasından seçmiştir.

Barınakları çeşitlerine göre ayırmak sadece onları işlevlerine göre sınıflandırmakla mümkün görünüyor. Boyutları ve bulundukları yer çoğunlukla onların işlevlerini belirtir. Dağların dibinde, bozkırlardaki petroglifler, büyük ve küçük petroglif toplulukları arasından teşhis edilebilir.

Kural olarak büyük petroglif gurupları kabileler arası barınaklar olarak göz önünde tutulur. Semirechie’deki Tamgalı ve Eshkiolmes barınakları diğerlerinden farklı olarak ilk dâhil edilen barınaklar olmalı. Buralarda birkaç bin resim görmek mümkün. Buralardaki büyük çoklu figürlerin kompozisyonlarının varlığı ve kült şemalardaki farklılıklar bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır.

Çeşitli kurban edilen yerler ve mezarlıklar, cenaze törenleriyle, yapı itibari ile kendi içinde farklılık göstermesinin yanı sıra kullandıkları şeylerin takımlarında olduğu gibi petrogliflerle yakından keşfedilebilir. Bu barınakların birden fazla nesle ve kabileye ait olduğu varsayımına olanak verir. Küçük barınaklarda, daha benzer konulara sahip bazı dağılmış petroglifler vardır. Açıkça, her gün inanç adına yapılan idamlar, soyun saygınlık ve değerinin korunmasına hizmet eder.

Figür 11

Figür 12

Figür 13

Figür 14

Semirechie araştırmacısı V.V.Saraev bir mağara çıkışındaki düz alanda yaşanmışlığın işaretlerini keşfetmiştir. Genelde yerleşim yerlerinde üzerinde petroglifler bulunan bazı kayalara rastlanır. Besbelli bu küçük sığınaklar bir aileye aitti.büyük ve küçük barınaklardan başka ortalama ölçülere sahip başka barınaklar da vardır.Bu ve diğer barınakların hangi nüfusa hizmet ettiğini söylemek zor.Açık alanda bulunan Saimaly-Tash ve Dzhungarsky Terecty ve Maly Koitas gibi benzer barınaklar genelde dağlık araba yollarında bulunur.

Uçurumlardaki petroglifler tarihi ve dünya şartlarını anlatmaya hizmet etmekle beraber, zeminin farklı dinsel ayinlerin uygulanması için kullanılması imkân dâhilindedir. Kült elemanlar, kayaları topraklara mal ederken dağın aşağı kısmında yaşayan insanların sahip olduğu anlayışın özelliklerini görmemizi sağlıyor.

Koyu renkli kayalar ve gökyüzünün arka planındaki açık renkteki resimler izleyicilere sezginin ve olayın görkeminin etkisini veriyor. Kayalıklar yokken sadece kayaların önündeki boşluklardan faydalanarak orayı dağların arka planının oluşturduğu zıtlık sayesinde sunak olarak kullanıyorlardı.(fotoğraf 35).Armoni kültü ve dünya düzeni sadece petrogliflerde ve ayrı şemalarda değil, barınakların tasarımıyla da kendini gösteriyor.

Onlar eski insanlar tarafından tapınaklara adapte edilerek dünya anlayışının yansımasıyla uyum içinde görünürler. Her tapınak bu modelin bir parçasını ya da dünya örneğini temsil eder.

Figür 15

Figür 16

Figür 17

Figür 18

Figür 19

Evrim sorununa baktığımızda kalıpların kullanılabilirliği 2.yy.ın başlarında ve 3. yy.ın Saimaly-Tash ve benzer tapınaklarında göze çarpar. Bu, iyi gelişmiş antropomorfik mitolojiyle ilgilidir. Mecazî görüntüler ve semboller, insanların ve hayvanların ayrı resimleri o zamanın insanları için anlaşılır şekilde bir işaret sistemiyle temsil edilmiştir.

Şartlı sembol herhangi bir değişimin konusu olmadığından çok uzun bir süre var olmayı başaramamıştır. Bozkır bölgelerinde petrogliflere başlanmasıyla birçok işaret ve semboller kaybolmuş ve şemalar Saimalytash’tan daha basmakalıp hale gelmiştir. Fakat antropomorfik mitolojinin ilkeleri Semirechie-Tamgalı’daki ilk yapılan barınakta saklanmıştır.

Özellikle öküz yetiştiren kabilelerle bağlantılı olan, M.Ö. 2 yy.ın ikinci yarısından başlayarak bu zamana uzanan petrogliflerin yeni şemaları, Kazakistan’da Semirechie’de bulunmuştur. (tablo 6–7). Karatau dağlarında evcilleştirilmiş develerin görüntüleri vardır. Dzhungaria’da evcilleştirilmiş at resimleri daha baskındır. Savaş arabalarının oymalı şekilleri her yere dağılmıştır. M.Ö. 2 yy.ın sonuna kadar bunlar şematik görüntülere veya savaş arabalarının amblemlerine dönmüştür.(tablo 8)

Bronz çağın sonraki dönemlerine ait olan petroglifler arasında güneş başlı tanrıların ayrı resimleri vardır fakat bunlar tapınaklarda kendilerine merkezi bir yer edinemezler. Boğa kültü ve maskelenmiş, güneşle ilgili, gözlüklü görüntüler kaybolmuştur. Savaş sahnelerinin sayısının askeri inancın boyutuna bağlı olarak arttığı göze çarpar. Ayrı resimlerin küçük ayrıntılarını yansıtmaya izin veren eşsiz Dzhungarian oymaları, bu dönem içinde oluşmuş, buna ek olarak Tamgalı stiline uygun yapılmıştır.

Figür 20

Figür 21

Figür 22

Figür 23

Bizim yaşadığımız çağdan yedi yüzyıl önce, geniş bir bölgede Saak göçebelerinin “hayvan stili” sanatı orantılı bir hızda şekillenmiştir. Bunun kadar parlak ve değişik bir sanat olmamakla beraber, Saak devrine ait olan tapınakların Bronz çağa ait olanlara nazaran daha küçük olduklarını söylemek yerinde olur.

Yaşadığımız çağdan yüz yıl önce “hayvan stili” aşama aşama ortadan kaybolmuştur. Bu yok oluşun sebebi başka materyallerin kullanılarak farklı türde denenmiş sanatın başka alıcılara yöneltilmesi olabilir. Kuralların genel işaretlerini ve kabaca bakan hayvan figürlerini terk edilmesi, ayrıntıların dikkatlice çalışılması, bu stilin erken aşamalarının karakteridir.

Sholaktau’daki barınakların içindeki Semiechie ye ait materyaller bu dönem petroglif sanatını temsil eder. Kural olarak bu dönemi takip eden Türk devri petrogliflerinde yer alan boşlukların üzerinde, eski tünelde aynı uzaklığın (Tamgalı, Oi-Dzhailau) veya yakınındaki çizimlerin devamı olan aynı konular kutsanmış veya onarılmıştır(Eshkiolmes). Bu döneme ait yan yana bulunan tek düze konular farklı bir biçimde destansı ve kahramanca bir dönemin başlangıcı gibi görünüyor. Atlı savaşçıların düelloları, savaş kompozisyonları ve üniformalı savaşçı figürleri bu sayısız görüntülere işaret ediyor. İstisnasız bir şekilde bazı petroglifler bir mezar kitabesinin parçası olabilir.

Figür 24

Tablo 1

Tablo 2

Figür 25

Figür 26

Kazakistan bölgesinde Ortaçağdaki İslam ve diğer dinlerin anlayışı, sonunda petroglif sanatının yozlaşmasına sebep olmuştur. Ancak, geleneksel ekonomiye sahip çıkan göçebelerin oturduğu bölgelerde, 19 yüzyıla kadar geçen zaman boyunca sanata ait birkaç kalıntı kalmıştır.

Tablo 3

Tablo 4

Tablo 5

 

Anıt mezarlardaki taşların üstündeki oymalar, kayaların üzerindekilere göre çoğunluktadır. Göçebe sanatının en iyi gelenekleri içerisinde hayvan ve silah resimleri oldukça becerikli nakledilmişse de insan görüntüleri şematik figürlerle temsil edilmiştir.

Tablo 6

Tablo 7

Tablo 8

Toplamak gerekirse, Kazakistan’daki petroglif sanatının sürdüğü dönemlerde başarıya ulaşmış ve sonra yok olmuştur. En parlak ve anlamlı şekilde üreten ekonomi dönemini temsil etmiş, nesillerinin içindeki güçlü bağları ve ataerkil yaşam tarzına sahip olan bölgeleri geleneksel ekonomiye bağlı tutmuş ve kademe kademe yok olmuştur.

Töz: Prof. Dr. Abdulkadir İNAN,ongun hakkında şu bilgileri veriyor:Altaylarda ‘tös=töz’ ,Yakutlarda ‘tangara’, Uranhalarda ‘eren’, Moğol Buretlerde ‘ongon’ denilen putlar – fetişler vardır.Bunlar, keçeden,paçavradan,kayın ağacı kabuğundan yapılır.Bir kısmı çocukların oynadıkları bebeklere benzerler.Bir kısmı da tilki, tavşan ve başka hayvan derilerinden ibarettir.Bunlar duvarlara yahut sırıklara asılır.

Etnografi: Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim, budun betimi, kavmiyat.

www.heddam.com/Dosyalar/Turkoloji/TamgaliSay/index.htm

Oğuz-Öküz

3 Mayıs 2007

Zerdüşte  ve de tabii kronolojik sırada Mithra ve Manes’ e Manikezm e de   Mısır’ı tanıdıktan sonra tekrar döneceğiz ama gene Zerdüşt ve kanatlarla ilgili birkaç resim daha koyup  sembolizmaları hakkında  netice çıkarmayı herkesin kendi iç dünyasına bırakmayı tercih ediyorum

 

 

Burada dikkat ettiğim hususlar :

 

-         Ebedi hayatın adının Alev saçan yıldız içinde AHU yani “dişi” oluşu ama AHA – AHİ ile de irtibatlanabilecek olması

-         Ebedi ışıkların adında gene Anagra  veRA – Öküz bağlantılı bir kelime olması

-         Mana kelimemizin orada da kullanılması

-         İlk düşünce, uhrevî = Ahura dünya ile yeryüzü arasındaki ilişkinin  ve birleştirici yolun  ZİGZAG  “Barika” = Şimşek biçiminde olması 

-         7 katlı  orta bölümün ( küptaşın yüz sayısı kadar 6 ara boşluklu)  bir “arş” olması ve katların aşağıdan yukarıya  doğru “ölümsüzlüğe varma” ilk aşamasından sonra  “olgunlaşma”… ile başlaması

-         Gözle görülür ve idrak edilebilir evrenin bunların altında teşekkül etmesi

-         Bitki Hayvan ve İnsanın daha da iç bir bütün = dünya ? içinde yukardan aşağıya ilk sırada yaratılmış olmaları ne var ki “hayvan” olarak Öküz = Boğa nın tercih edilmesi ve de ilginçtir sağdan sola birbirlerini yeme, soldan sağa birbirlerine yenilme sıralarında konulmuş olmaları ve de her nedense Öküzün ortada ve çift daire içine olması ve mavi fonda gösterilmesi ? ( Su ? yun ayrıştırılması mı ?  İnsanın ise tek daire ve sarı (güneş ? – Ateş )  fonda yer alması .

-         Ahura Mazda önce Oküz nehri kıyısında Gav-i evdad dediği  ( Ced-i Vedîd = Erkeklerin atası )   Öküzü yaratmışmış. Yani tam bir anti kadıncı Adem önce deyiş var ama Öküz biçiminde … Kadının yerine kanatlarıyla  havadan inip  İsis gibi neyin üstüne oturduğunu da daha önce görmüştük J 

-         Daha sonra gördüğümüz daha aşağıdaki diğer hayvanları ve doğayı ayıran ve “dünyayı boydan boya kesen bir nehrin bulunması ki adı OXUS yani Öküzler – Oğuzlar nehridir.  OXUS Hazar denizine dökülen ve Orta Asya içlerinden gelen bir nehirdir. MS 200 deki Mısır’lıların meridyenli haritalarında da gözükür. ( Şimdi kalıntısı ya da yatağı duruyor mu araştırmak lâzım )

-         O haritalarda Orta Asya nın “latinleşmiş dildeki “ adı Oxiana dır. Yani Öküzler – Oğuzlar diyarı demektir.  

-         Tablodaki lisan Hint Avrupai bir lisandır. Farsça dan ziyade Hintçe ye daha meyyal olduğu  gözleniyor. Alındığı yer olan “The Gathas of Zarathushtra” = Zerdüşt’ün Bilgeliğe Övgüler şeklinde çevrilebilecek  Ama “Zerdüşt’ün Kat’î leri” de denebileceği gibi bugün zıttında “Zerdüştün Hataları” da denebilecek olan  kitabını karıştıracak olanlar daha da ilginç olgularla karşılaşabileceklerdir.

 

     Beni etkileyen en önemli bir tanesi ise M.Ö.  500 lerde ineği selamlamak için   kullanılan

 

                               Aav mari garib Gai ( Gujarati Hintçesi)

                               Aau meri garib Gau ( Hindu ca )

 

Ave Maria … deyip yolumuza devam edelim…..

 

                             Vahishta Mana = Yüce Mana = Vahiy Mana’sı = Fahiş Mana ?

                             Angra Mainyu = Düşman ruhlar = Angry minds

                             Daitya = Oxus = Deities = sonraları Hasan Sabbah’ın Dayî leri, Ana’larımızın erkek kardeşleri “Dayı” larımız. 

 

Türklerin = Öküzlerin = Oğuzların ilk tanrısallar olduğunu düşünmemiz, ama M.Ö. 7500 lerde Çatalhöyükte iken M.Ö. 500 lerde anca  Öküz Nehrinin ardında, doğusunda  kalabilmiş olduklarını söylememiz   boşuna değilmiş değil mi ?

 

Zerdüştün Zoroastrizmin de Ahura Mazda = Uhrevî Me-Te ya da sonralarda Çindeki haliyle  Mao Tse  ile Arş ve dünya arasındaki ilişkiyi sağlayan “tanrısal  hayvan sembollerinden birisi de bakalım kimmiş

 

Alev Saçan At J Kanatlı halini Grek  mitolojisinden Grekçe sanarak  Pegasus diye bildiğimiz bu “Pek At” =    BogAt yani = tanrısal  atı  üzerine binen;  Orta Asya lehçesi ile  Bog-at-ur  = Bahadır ;

Bellerophontes yazıldığı için isim zannettiğimiz Bellero = Savaşçıl – Fanti yani savaşçıl genç oğlanı, = genç şövalyeyi tanrı katında başarıdan başarıya taşıyacaktır. Bildiğiniz gibi.

Müslüman “inanç” dünyası da onu :

 Kur’an la inip Genç Şövalye Hz. Muhammedi erginleşmesi ve Res’ul  olması için ( = elçi diye biliyoruz ama Akenaton = Ağa Han Acun gibi  Reis-ül Alem de diyebiliriz pekalâ; )  şimşek gibi zigzaglı yollarından geçirerek  Mirac’a çıkaran gene Barika = Şimşek  den türeme “Burak” olarak;   kendine has ve vahiyle bildirilmiş sanarak bilmeye devam edecektir. 

 

Oysa gördüğümüz gibi idrak edilip irfanına varılacak çok şey var. Eğer kendimizi  “bizi imana götürecek olan inisiyatik yolun dışındaki  hayatımızda yeterli addedilen”  “inancın tembelliğine “ bırakmazsak.

 

Bu arada Mirac = Merc’i, “Tanrı nın Huzuru, kat’ı anlamında “ ama Mir le içinde gene “sevgi var. Ne var ki Mari – Myra = “Sevgili”  ile de Meryemden tanıdığımız Mira – Mara;  Zerdüşte göre, Ahura Mazda nın karşısındaki   “Şeytan” demek. Buyrun bakalım bir zıtlık daha !!! J

 

Neyse biz yolumuza devam edip batıya dönelim.

 

300 Cos – İstanköy

Kanatlı Aslanlar = Grifonlar;  altta Keçiler. Apayrı bir yorum olmalı. İki zıtlaşan keçi yani gönyedeki iki farklı yön çift başlı kartal gibi büyümüş hayat ağacının altında ve kanatlı aslanlarla korunuyorlar. Grifon ise isimolojisi ile zaten kuş pençesi ile yakından ilintili . Griffe Fransızca kuş ve Aslan pençesi. Gripp de İngilizce pençeyle kavramak demek zaten. Kendini tanımanın kendi iç zıt katmanlarının derinine ulaşmanın kendini kendinden hürleştirebilmenin zorluğu mu anlatılmak istenmiş acaba ?

 

 

 M.Ö. 300 Rodos  Kuş ana.  Meryem öncesi. Başındaki aziz  hale sine (Güneş diski ) dikkat  edelim . Burada da gene bir geriye dönüş, doğudaki “erkekleşmeye” zıt bir “kadın uhrevîliğinin devamlılığını  görüyoruz.  

 

 

 

 

 

 

 

 

M.Ö. 300 Rodos’ta bulunmuş  kuş Horuslar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

M.Ö. 300 Rodosta  Giritteki M.Ö. 1600 da gördüğümüz eli yılanlı Ishtarın kopyası. Ama işçiliği çok daha ilkel.  Ne var ki üzerindeki semboller kendi öz kavramı gibi Çatalhöyük ten beri mevcut Bektaşi “Gül” ündeki desenlerin ve ölüm/doğum daki akbabalar üzerindeki üçgenlerden oluşan  desenlerin aynısı.

 

 

 

 

M.Ö. 100 Psidia (Burdur – Denizli arası)  Icarus = Horus

İşte hani o balmumlu kanatlarından tanıdığımız Icarus  da (İkarus okunuyor İharus – Ahir de okunabilirdi, Uhre de…Ahura da …)  hiç düşünmediğimiz bir şekilde  lehçe farkıyla Horus olarak anca anlayabildiğimiz bir şekilde karşımıza  çıkıyor . Aynı şekilde çocuk bebek  Horus olarak yazılım ve görev değiştirmiş olarak Afroditin küçük oğlu aşk çocuğu “Eros”  ta Şahin Başlı Tanrımız Horus tan  başka bir şey değil.  O da büyüyüp Hür bir ER olup  daha ne  Hır’lar  çıkaracak ağbileri, ablaları ..Siz hiç merak etmeyin. Sakın  yeni zannttiğimiz inanç biçimlerimiz var artık diye Hor görmeyin. Tüm inançlarımızın en az 12.000 senelik  temellerinde olduklarını unutmayın   J

 

 

M.Ö. 300 Cos  - Istanköy Afrodit ve Eros

 

İlerde 700 sene sonra giyinip Meryem ve oğlu İsa olacaklar onlar da

 

 

 

M.Ö. 100 Commagene (Nemrut) Şahin başlı tanrı ( Horus)

 

 

 

 

Biraz da MS ya bakalım J :

 

Baştan beri hep gördüğümüz İsis ve Nephtis türevi iki kanatlı meleğimizi “Güneş diskli” artık yüz kazanmış “Afilli delikanlı” Genç Horus  uzantısı  Apollon  un etrafında görüyoruz. Apllonun da başında “kanatları” var gördüğümüz gibi. Bu da bugün doğru  diye bilerek  çok tanrılı sistem ve farklı tanrılar sandığımız  Thoth ve Horus; Apollon ve Hermes in özde bir olduklarını,  vahdetlerini ortaya koyan çok güçlü delillerden biri.

 

 

 

 

 

Bu resimler Antalya Perge de bulunmuş lahit ve heykellerden.  Bu resimler ve heykeller sayesinde  ayrıca Hz. İsa Peygamberin ve yeni Hrıstiyanlığın   ölümünden 200 sene sonra bile Güney  Anadolu’yu etkileyememiş olduğunu görüyoruz. Oysa Aziz Paul bile çoktan geçti buralardan. Ne var ki bir 200 sene sonra meşhur İznik konsili toplanacak ve Sivrihisar yakınlarındaki Pessinus ta Magna Mater = Yüce Ana kültünün tapınak ve tesisleri yerle bir edilecek. Yani İran ve doğudaki “Erkek egemenlik” gerici ihtilâlini yapacak…Maraton savaşından sonra yenilmesine rağmen yaptığı gibi…!!!!  “ Tanrısal Kadıncılık” diyeceğimiz en “tutucu” en eski  akım  da Roma ya gidip Katolikliği ihdas edecek. Ve de kadın – ana egemen tanrısal düşünüş Orta Çağ daki bilumum “cadı avı” na rağmen toplum nezdinde yıkılamayacak ama geçmiş bilgisi ve ilmi, İskenderiye, Efes ve Bergama kütüphaneleri yakılıp yıkılarak,   tekâmülü ve erişmiş olduğu, düntanın yuvarlak bile oluğunu bildiği seviye  assimilasyonlarla unutturulup bugünkü hale getirilecek.  MU inanç ve medeniyeti halâ varlığını sürdürecek ve AT lıları hep yaptığı gibi yiyecek !!!

 

MS200 Perge. Solda Adrien Güneş Plexusunde Çatalhöyükten beri gördüğümüz kuş = Horus = Şahin/Kartal la  Sağda ise gene “kuş kanatlı “ etekliği ile İmparator Trajan görülüyor.  İkisinin de göğsünün ortasında gene başına devlet kuşu konmuş kanatlı Apollon güneş diski mevcut. Bu aslında pek çok Roma İmparatorunun ortak heykel kıyafeti diyebiliriz. Bunlara bazen Çatalhöyük ve Hayat ağacı kavramının evrimi dizimizde de göreceğimiz, hayat ağacı ve gene Çatalhöyükten beri gördüğümüz  iki yandaki koruyucu “Levî” Aslanlar, Grifonlar vs de eklenebiliyorlar.

 

 

Kanatlı Anahtarlardan oluşma Hrıstiyani bir Kraliyet arması

 

 

 

 

 

 

 

 

Orta Asyalı Türk  menşe’li olduğu da söylenen  Endonezya ( Hind-i Nisâ) hava yollarının da bugünkü adı olan Garuda

 

 

G = Gh = H ve D = Z = S  ses değişim prensiplerinden hareketle özünde rahatlıkla Horus u görebildiğimiz bir isim. “Ceride” ile   de “habeci” Thoth Hermes imize  nasıl bağlandığını Mısır da görmeye çalışacağız. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilmem artık başka bir şey söylemeye gerek var mı ???

 

Günümüz Anadolu ürünü bir kilim duvar süsü bu gördüğümüz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kabala  hayat ağacında  sefirotların yeri mi dediniz ?

 

Mabet Görevlileri ve kafasında üç sütunu ile neofit yeni giren mi ?

 

Süleyman Mabetlerinin doğu duvarı mı ?

 

Mısır Heliopolis Pantheonun’da tanrıların oturuş biçimi mi?

 

 

Çatalhöyük ve Kanatlar faslı daha çok çok çok deşilmesini, kuşlar gibi eşelenmesini  ve araştırılmasını, çalışılmasını hep tekrar ettiğim dileklerimle bitti

http://www.oguzoktay.com/dostlar/15_Catalhoyuk_9f_Kanatlar_son.doc

 

Gökbilimde Öküz

25 Ocak 2007

ÇİN FALI Öküz, Keçi, Kaplan, Maymun,Tavşan, Horoz, Ejderha, Köpek,Yılan, ve Domuz’dan oluşan Çin burçlarından Öküz’ün durumu aşağıdadır:Çin takvimine göre yıllara göre burcunuz  

·  Fare yılları: 1936 1948 1960 1972 1984 1996

·  Öküz yılları: 1937 1949 1961 1973 1985 1997

http://www.maskelibalo.com/info_cinburclari.asp 
 Yin – yang: Yin
Ugurlu Sayısı: 1
Renk: Koyu Mavi
Hayvan: Ayı
Bitki: Krizantem, Armut Ağacı
Şifalı Ot: Adaçayı
Baharatı: Kişniş
Kıymetli Maden: Bakır
 

İnsanının hayatında hiç bir şey ortalama değildir. Her şeyi “iyi” ya da “kötü” olarak sınıflandırır. Olayları ve deneyimlerini geniş perspektiften ele almayı ve değerlendirmeyi tercih eder. Yaşamındaki sınırları belirlemek ve kabul etmek Öküz insanın temel gereksinimleri arasındadır. Belirsizliklerden son derece rahatsız olur. Dolayısıyla, kurallar ve kaideler hayatının belkemiğini oluşturur. Ortak yaşama girebilmesi için muhakkak karşısındaki insana güvenmesi gereklidir. Güvenini kazanan insanlara karşı oldukça açık ve verici bir yapısı vardır. Aslında katı bir görüntü sergilemesine rağmen, duygusal, duyarlı ve şefkatlidir. Değer verdiği insanlara karşı oldukça yumuşak bir tavır içindedir. Ancak kendisine karşı yapılan hatalarda esnekliğini yitirebilir ve intikam hislerine de kapılabilir. İradesi kuvvetli, sakin ve iyi gözlem yapabilen bir insandır Öküz. İnsan ilişkilerinde sessiz kalarak, gözlemeyi ve fikir edinmeyi tercih eder. Sadık bir insan olan Öküz, geçmişe, geleneklere ve anılara son derece bağlıdır. Bir kez dost olduğunda ya da sevdiğinde, ömür boyu bırakmak istemez. Sorumluluklarına sahip bir insan olan Öküz, kuvvetli hafızasıyla iş yaşamında da oldukça beceriklidir. Enerjisini boşa harcamayı sevmediği için, her eyleminin faydalı ve verimli olmasına dikkat eder. Somutluğu tercih etmesine karşı, soyut kavramlardan da uzak değildir. Ama yine de hayaller ya da fantaziler yaşamının ana parçaları değildir. Hareketsizliğe çok eğilimli olan Öküz insanı, sanki gösterdiği direnç ve atalet ile gücüne güç katar. Uzun yıllar aynı mekanda yaşamak ya da aynı işte çalışmak, Öküz’ü hiç rahatsız etmez. Bu hareketsizlik, kimi zaman inat olarak da tezahür eder. Sabitliğe olan yatkınlığı ve değişime karşı gösterdiği direnç, diğer insanlar tarafından kimi zaman sıkıcı ve boğucu bir insan olarak nitelendirilmesine neden olabilir. Öküz insanı yemek yemeği çok sevdiği için genellikle kilo almaya eğilimlidir. Ancak çelik gibi iradesiyle, kendini kontrol altına almaya başladığı zaman, istediği mükemmel görünüme de kavuşabilir. Öküz’ün kendi istediği değişiklikleri kusursuz bir şekilde gerçekleştirebilme kapasitesi vardır. Öküz kadını, tuttuğunu koparan ve cesaretli bir karakterdedir. Ailesine çok bağlı olan bu kadın genellikle tekeşli olmayı ve sadık kalmayı tercih eder. Kendisi de aldatılmaya dayanamaz. Doğayla tam bir uyum içinde yaşayabilen Öküz kadını, çok düzenlidir. Sorumluluklarını gayet iyi bilir ve bunları tam zamanında yerine getirebilmek için, kendine mükemmel bir düzen yaratır. Zaman zaman kendine dönme ve içine kapanma alışkanlığı da vardır. Öküz erkeği, yaşamında taviz vermekten hoşlanmayan, kendi istediklerinden zor vazgeçen bir yapıya sahiptir. Ancak sevdikleri için esneklik gösterebilir. Yoksa yaşamı boyunca kendi ilkelerinden vazgeçmesi olanaksızdır. Öküz erkeğinin iş yaşamı hayatının en önemli alanıdır. Evde, uykuda, eğlencede, kısacası her yerde aklı işindedir. Hayatını güvence altına almak, gelecekle ilgili kaygısız bir yaşam sürebilmek için durmaksızın çalışır.

( http://www.e-kolay.net/astroloji/astroloji/cin_astrolojisi/okuz.asp )

 Öküz

Özellikleri

Sabırlı, cesur, sadık, vefalı, muhafazakar.

Kişiliği

Çin takvimine göre Öküz yılında doğan kişinin ne kadar sabırlı olduğunu herkes bilir. Aynı zamanda sıkı bir çalışma kapasitesi vardır. Yıl için adı verilen hayvan da esasında katır kadar inatçı ve azimkardır. Bu yılda doğan kişiler de bu özellikleri paylaşırlar. Özellikle uğraşları sevdikleri bir konu üzerinde olursa, yorgunluktan bitap düşene kadar çalışabilirler.

Bu yılda doğan kişinin kayıtsız durgunluğuna bakıp, onun sersem birisi olduğunu düşünenler yanılırlar. Bunlar başkalarının farketmeyeceği kadar zeki ve akıllı kişilerdir. Bu, bir amaca dönük mantıklı bir akıldır. Yaşamda hedefe ulaşmak için güvenilir olmak ve sonra da çalışmak gerektiğine inanırlar.

Duygusal Yaşamları

Bu kişiler ihtiraslı ve tutkulu sözcükler kullanarak sevgilerini açıklayamazlar. Onlardan, bir Donjuan veya Kazanova gibi sevgililerine tutkulu aşk mektupları yazmaları beklenemez. Bununla beraber, aşk heyecanı duymadıkları ve karşı cinsi arzulamadıkları da düşünülemez. Bunların ihtiraslarını kolayca uyandırmak mümkün değildir. İlk bakışta aşık olmak ise alışılmamış bir durumdur. Buna benzer şekilde, şıpsevdi oldukları ve kolayca aşk sevdasından kurtulduklarını da söyleyemeyiz. Aşkları aylar ve yıllar boyunca gelişir ve serpilir ve güçlenir.

Bir kere zirveye ulaştımı kimse vazgeçiremez. Bunlar erkek veya kadın yaşamlarını paylaştıkları kişiye sadık olurlar. Bunlar içinde evlilik ortağını aldatan pek az kişi çıkar. Öküz yılı doğumluların uzun süreli başarılı ilişki kuracakları karşı cins Koyun yılında doğanlardır. Gerçekten de bu iki sakin gurup birbirleri ile iyi anlaşabilirler.

Esasında Öküz yılı doğumlularla uyumlu bir ilişki kurabilmek oldukça güç gözükmektedir. Bu kişiler almaktan çok verenler gurubuna girerler. Birbirlerine benzer mizaçları olan kişilerin berberlikleri sıkıcı olur. En uzun ömürlü ve uyumlu beraberlikler birbirine zıt mizaçlar arasında kurulabilir. Öküz yılı doğumlular, Horoz yılında doğanlar ile uyumlu bir ilişki kurabilirler. Bundan başka, nisbeten dikkatli ilişki kurabilecekleri kişiler, Köpek ve Kaplan yılı doğumlulardır. Bu ilişkilerde aşılması gereken zorluklar vardır.

Öküz Yılında Elementler

Tüm elementlerin kutupsallığı (-) dir.

·         Metal – Öküz: Bu kişiler anlamlı bir konuşma tarzına sahiptir. Zeki ve çoğunlukla sanatkar olurlar. Bu olumlu yanları bunların bakış açılarının genellikle olumlu olduğu sonucunu çıkartır. Ayrıca öteki aynı yıl doğumlulara nazaran daha sıkı çalışırlar. Bu oluşumlar kişiye tartışmayı seven mizaç verir. Özellikle keriyerini içeren konularda görüş ve fikirlerini açıklamaktan kesinlikle kaçınmazlar. Metal – Öküz yılı doğumlular genellikle zor bir meslektaş olurlar ama güvenilir kişilerdir.

·         Su – Öküz: Başkalarının öğüt ve fikirlerine kulak vermeye daha hazırlıklıdırlar. Bunun anlamı yeniliklere karşı duyarlı olmaları değildir. Tüm Öküz yılı doğumlular gibi muhafazakar mizaçlıdırlar fakat, mantıklı tartışmalardan kaçınmazlar. Bunlara eskiye nazaran yeninin daha başarılı olduğu kanıtlanırsa, tüm güçleri ile bunu gerçekleştirecek yöntemlere sarılırlar. Yine de yeninin üstünlüğünü kabul etmekte pek ısrar etmezler ve değişimin getireceği bazı zararlara karşı da hazırlıkları yoktur. Bunlar kendilerine düşkün olurlar ve başkalarından da bunu beklerler.

·         Tahta – Öküz: Çalışma üzerinde ötekilerden daha iyicedirler. Ayrıca başkalarının duygularını daha dikkate alırlar. Bunlar çok büyük güç harcayarak çalışma azmi ile doludurlar. Ötekilere nazaran da müzmin bir inatçılık göstermezler. Bu nedenle öteki Öküz yılı doğumlulara nazaran yaşamda ün ve başarı kazanmaya daha yatkın olurlar.

·         Ateş – Öküz: Diğer tipler arasında ateşin tüm yakıcılığına sahip kişileridir. Bunlar konuşmalarında, davranışlarında ve başkalarının kusurlarını göstermekte acı ve alaylı bir üslup ve yorum kullanırlar. Nezaket açısından sözünü esirgemeyen kişiler sayılırlar. Eğer yorumlarında keskin ve acı davranmışlar ve yargılarında yanılmışlarsa, hemen özür dilemeye de hazırdırlar. Birçok yönden karakterleri yaşamda pek çok şeyi güçleştirecek yapıdadır. Diplomasi ve incelik isteyen işlerde buna uygun bir kimlik elde etmeleri oldukça zordur. Bununla beraber başarılı bir kariyere sahip olurlar. Bu kariyer savaşarak elde edilmiş sayılmalıdır. Hukuk ve ordu işlerinde başarılı olurlar.

·         Toprak – Öküz: Tüm Öküz yılı doğanlar içinde en kayıtsız olanlar bunlardır. Pek çok yeteneklere sahip olurlar. Örneğin, sadakat, bağlılık, içtenlik ve güçlü bir mantık gibi. Fakat bu kişilerde hayal gücüne bağlı yaratıcılık ve duyarlılık yok gibidir. Buna üzülecekleri sanılmasın, yaşamda ulaşmayı planladıkları yere ulaşacaklardır. Bu hedefe ulaşmak için sabır, yoğun bir çalışma ve kararlılık içinde olurlar.

http://www.maximumbilgi.com/astroloji/astrocin.htm

 Yahudi Tesirindeki Kemal Menemencioğlu diyor ki; Ay ve yıldız, bir çok insan için İslam’ın sembolü olarak görülür. Aslında kökeni kadim ay kültlerine dayanır, daha sonra Bizanslılar tarafından kullanıldı ve son olarak Türkler tarafından Müslüman ülkelere yayıldı. Resimde görülen sekiz köşeli yıldız da bu kaynaklardandır. Onun yerinde güneş veya dolunay olabilir. Türk bayrağındaki beş köşeli yıldız Mars çağrışımı yapıyor. Yukarı bakan hilal boynuzlar olarak da telakki ediliyor. Güneşe yakınlığından dolayi Venüs de hilal şeklini alır, ancak bazı sembollerde yıldız Venüs’tür. Genel olarak bu sembolü ateş ye su birleşkeni olarak görebiliriz. Ay suyun simgesidir. 

 ( http://www.hermetics.org/element.html )

 ÖKÜZ

En Belirgin Özelliği: Sabırlı, cesur, sadık, vefalı ve tutucu insanlardır. Karakteri: Öküz yılında doğan kişiler çok sabırlı aynı zamanda da çok inatçı ve azimlilerdir. Sevdikleri ya da arzu ettikleri konu üzerinde hiç durmadan, sabahlara kadar çalışabilirler. Durgun görünümlerinin aksine çok zeki kişilerdir. Amaçları için kafa yorarlar. Onlar için hayatta en önemli şey güvenilir olmaktır.Duygusal Açıdan: Tutkularına kapılıp mantığını yitiren insanlar değillerdir. İlgilerini kazanmak biraz zordur. Aşkları genelde zaman içerisinde başlar ve gelişir. Aşkta da hayatlarının diğer alanlarında olduğu gibi, mantık ve sadakat ön plandadır. En uzun ilişkilerini Koyun yılında doğan insanlarla kurarlar. Öküz yılında doğanlarla ikili ilişki kurmak zordur. Horoz yılında doğanlarla iyi anlaşabilirler. Köpek ve Kaplan yılında doğanlarla da biraz çabayla iyi ilişkiler kurabilirler.METAL-ÖKÜZ
En olumlu Öküz’lerdir. Diğer Öküz’lere oranla daha çok çalışırlar. Güzel konuşma yetenekleri ve zekaları en dikkat çekici özellikleridir. Her ne kadar anlaşması biraz güç de olsa Öküz’ler çok güvenilir kişilerdir.
SU-ÖKÜZ
En yenilikçi Öküz’lerdir. Ama her türlü yeniliğe açık oldukları söylenemez. Önce dinler sonra kendi fikirlerini savunurlar.
TAHTA-ÖKÜZ
En çalışkan Öküz’lerdir. Diğer Öküz’lerin aksine, insanların duygularına daha fazla önem verirler. İnatçı olmamaları onları hayatta başarılı kılar.
ATEŞ- ÖKÜZ
En tehlikeli Öküz’lerdir. Biraz kendini beğenmiş ve kırıcı olurlar. Ama bunun yanı sıra hata yaptıklarında da özür dilemesini çok iyi bilirler. Yapı itibariyle hayatı kendilerine daha zor kılan tiplerdir. Kariyerlerinde başarılılardır.
TOPRAK- ÖKÜZ
En kayıtsız Öküz’lerdir. Sadakat, bağlılık, içtenlik ve güçlü bir mantık gibi olumlu özellikleri vardır. Hayal güçleri neredeyse yoktur. Ama yine de amaçlarına ulaşmak için her türlü çabayı gösterir ve başarılı olurlar.
http://www.egos.com.tr/batu/cinfali_okuz.asp ÖKÜZ

Metal öküzü1964- Su öküzü 1966- Tahta öküzü 1985- Ateş öküzü 1997- Toprak öküzü 1949

Kişiliği : sakin bir kişiliğe sahiptir. Çok sinirlendiğinde aşırı tepkiler verebilir. Öküz, eşitliğin simgesidir. Çok çalışkandır ve bütün işlerinin düzenli ve sıralı bir şekilde devam etmesine dikkat eder. Espri yeteneği fazla gelişmemiştir ve pek yaratıcı olduğu söylenemez. Daha ziyade sert ve geleneksel bir tiptir. Ev hayatına düşkündür ve özen gösterir. Özel eğitim gerektiren işler tam ona göredir. Sanata karşı da yeteneği vardır. Fare , tavşan, yılan ve horozla çok iyi anlaşır.

Ünlü öküzler: George Clooney, Prenses Diana, Gwyneth Paltrow, Meg Ryan

http://www.mutasyon.net/kultur/makaleler/gkavak/default7.asp ÖKÜZ Çalışkan ve adildir. Programlı bir hayatı vardır. Prensiplerine bağlıdır. Lider özelliklerine sahiptir. Aldıkları sorumlulukları her zaman yerine getirir. Kararlı ve çalışkandır. Çevresi onları her zaman güvenilir olarak tanır. Sakin ve sesizdir. Espri yetenekleri çok gelişmemiştir buna karşın kendini komik durumlara sokarak insanları güldürür. Sesiz ve derin olmalarına rağmen çabuk öfkelenir. Sert ve geleneksel bir mizaca sahiptir. Evine çok önem verir. Değişimlere karşıdır. Güvenilir bir dosttur. Kendi doğruları vardır. Sakin görünümlerinin altında güçlü ve hırslı kişilikleri yatar.