Arşiv Nisan, 2008

Bu sefer öküz

17 Nisan 2008

Sarı Öküz Parası

17 Nisan 2008

Fedakâr eşek ile tembel öküz

17 Nisan 2008

 

 

KÖYLÜNÜN BİRİNİN bir eşeği ve bir öküzü varmış. Aile fertleri gibi bu iki hayvan da toprakların işlenmesinde, malların taşınmasında çalışırlarmış.

Yoğun tempolu işler arasında, öküze biraz daha fazla iş düşermiş. Toprağı sürmede köylü eşeğiyle değil, öküzüyle çalışırmış. Sabanı öküze bağlar, sabahın köründen akşamın alacakaranlığına kadar tarlalarda bir o tarafa bir bu tarafa gider, sert toprağı böyle sürer, ekermiş.

Eşeğini ise daha çok haftada bir gün kurulan kasaba pazarına gitmede kullanırmış. Pazarda satacağı ürünlerini sepetlerle eşeğe yükler, sonra da kasabadan tuz, yağ, şeker gibi köyde bulunmayan malzemeler satın alarak köye geri dönermiş. Böylece eşek haftada bir kez kasabaya yük taşırmış.

Öküz, eşeğin bu rahatlığını fena halde kıskanırmış. Akşamları ahırda karşılaştıklarında öküz günün yorgunluğuyla inler, eşeğe az çalıştığı için sitem edermiş.

Yine böyle çok yorgun geçen günün ardından öküz hayatından şikâyet ederken eşeğin aklına bir numara gelmiş:

“Bir fikrim var dostum. Biraz sonra sahibimiz bize saman getirecek. Sen hiçbir şey yeme. Hatta ayakta da durma. Samanların arasına çök, başını da yere koy. Seni hasta oldu sanacak ve yarın seni rahat bırakacaktır.”

Gerçekten de eşeğin tahmin ettiği gibi olmuş. Köylü öküzün hasta olduğunu düşünüp ertesi gün onu tarlaya götürmemiş. Ama işlerin de yürümesi gerektiğinden eşeği işe koşmuş.

“Öküzün hakkı varmış. Gerçekten de bu iş dayanılacak gibi değil,” diye düşünmüş eşek.

Ama bir günlük dinlenmeyi öküze çok görmeyecek kadar da iyi niyetliymiş.

Akşam eve döndüğünde öküz yine yerde yatıyormuş. Anlaşılan, dinlenme çok hoşuna gitmiş ve öküz bu numarayı sürdürmekte kararlıymış.

Eşek üç gün öküzün yerine işe gitmek zorunda kalmış. Sonunda akşam eve geldiğinde öküze şöyle demiş:

“Bana bak dostum! Pek üzerime vazife değil ama, bugün duyduğum birşeyi sana anlatmak isterim. Bugün bizim sahibimiz tarla komşusuyla konuşuyordu. Ona ne dedi biliyor musun? ‘Şu bizim miskin inek yarına kadar iyileşmezse kesip etini satacağım! Başka türlü hayrını görmüyorum.’ Ayağını ona göre denk al!”

Öküz korkudan öyle bir böğürmüş ve gürültüyle sıçramış ki, köylü ahırda neler oluyor diye gelip bakmak zorunda kalmış. Öküzünü de ayakta görünce sevinmiş.

Ertesi gün de öküzü işe koşmuş.

 

(Arap halk hikâyesi)

www.karakalem.net/

Öküz Olmak İsteyen Kurbağa

17 Nisan 2008
Bir varmis, bir yokmus evvel zaman içinde kalbur saman içinde öküz olmak isteyen bir kurbaga çikmis karsimiza:

Kurbaga bir öküz görmüs çayirda, o kadar hoslanmis ki, bayilmis boyuna posuna. Kendisine baksaniz, boyu yumurta kadar ama kurbaga bu anlamaz ki , ille de öküze benzeyecek. Öküze bakmis kabarmis, kabardikça sismis., ikinmis, sikinmis , gerilmis. Bir görseniz gerginlikten nefes alamayacak hale gelmis. Esine sormus:
- Nasil hanim öküz kadar oldum mu ?
Hanimi söyel bir sagdan bakmis, birde soldan:
- Nerdeee ? demis .
Kurbaga daha bir hirslanmis
- Al öyleyse demis. Simdi nasilim. Bunu söylemis ya, iyice sismis.Hanim gülmüs :
- Vazgeç bu sevdadan demis.
Bizimki iyice hiddetlenmis.
-Sen dur hele bakalim demis.Sismis, birdaha, biraz daha. Biraz daha sismis. Derken çat diye çatlamis.

Iste böyle çocuklar, dünya böyle sersemlerle dolu: Her bakkal illa han hamam yaptiracak, her küçük çobanin usaklari olacak, herkes kendinde olmayana böyle hayran hayran bakacak. Ondan sonrada çat diye çatlayacak.

 

Lafonten . Hikayeleri La Fonten Hikayeleri Fabl Hikayeleri
Jean de La Fontaine 

www.sevdamisali.net/okuz-olmak-isteyen-kurbaga_748.html

Sekiz Öküz Bir Tarlada

17 Nisan 2008

Ali Kızıltuğ

Sekiz Öküz Bir Tarlada
Vuruşuylarmış Ha Babam De Babam
Acından Ölen Danayada
Gülüşüylermiş Ha Babam De Babam

Sekizde Yemiş Şişmiş
Kuyruğuna Kırlar Düşmüş
Herbirine Bir Köy Düşmüş
Bölüşüyler Ha Babam De Babam

Dördünü Sürdüler Adaya
Dördünü De Sürdüler Karaya
Menfaat Girdimi Araya
Ne Güzel De Barışıylar Ha Babam De Babam

Üçyüzelli Dörtyüz Tosun
Öküz Olacağı Kesin
Bunlar Neyle Doyar Düşün
Gelişiyler Ha Babam De Babam

Yerinmeden Gelin Geçin
Hangi Öküz İyidir Seçin
Kızıltuğ’a Toslamak İçin
Çabaliyler Ha Babam Babam De Babam
www.weblopedi.com/s/sekiz_okuz_bir_tarlada-t2072.0.html

Hiçbir öküz insan olamaz ama !

15 Nisan 2008
İlter Sağırsoy  e-posta: ilternet@aniden.net 13.04.2008
 
 

Hiçbir öküz insan olamaz ama dileyen her insan öküz olabilir… Bu sözü esas alarak etrafınıza baktığınızda, bu sözü doğru çıkarmaya hevesli, ne kadar insan olduğuna şaşırıyorsunuz. Üstelik de, bunun kariyerle, eğitimle ya cinsiyetle, etnik yapıyla falan hiç de ilgisi yok.

Kayseri Park’ın giriş kapısındaki fotosel ile çalışan dönerli kapıyı gidenler bilir. Siz yaklaştığınızda kapı dönmeye başlar ve siz de yürüyerek girer öbür taraftan çıkarsınız. Bu normal insanlar için. Ama bir de öküz olmaya hevesliler var ki, siz ailenizle tam adım atıp kapıdaki bölmeye girecekken, arkadan biri hızla gelip önünüze geçip durur. Sövsen anlamaz, hayvan çünkü anlasa zaten onu yapmaz. Sövmesen, hanımın yanında karizma çiziliyor. Allahtan benim hanım bu konularda beni sürekli frenler de, başım pek belaya girmez. Ama bu tip insanlara en büyük cezayı verir onları Allaha ve kendine havale ederim.

Araç sürerek veya yaya olarak trafik akışı içinde bulunan “insan görünümlü öküzler” ile de hergün karşılaşıyoruz. Aniden önünüze atlayan yayalar ile, yine yayalara yeşil yandığını göre göre öküz gibi üzerine, üzerinize araç sürenler. Üstelik, bu söylediklerimin çoğu da kravat takıyor. Tabii bu tip insanlardaki kravatın adı da doğal olarak “medeniyet yularına” dönüyor. Çünkü başka türlü diğer kravat takan insanlara haksızlık olur.

Geçenlerde plakası bende saklı(fotoğraflı) bir resmi aracı, İpeksaray’ın önündeki park yerlerinde beklerken gördüm. Yanında da şoförü bekliyordu. Şoförün bir arkadaşı onu görünce ne yapıyorsun diye hal hatır sordu adam da “bizim müdür alışveriş yapıyor da onu bekliyorum” dedi. Ben de bunu duyunca dayanamadım ve “sizin müdürünüz mesai saati içinde devletin makam aracı ve şoförüyle alışveriş yapmaya utanmıyor mu, hadi utanmıyor Allahtan da mı korkmuyor” dedim. Şoförün utanıp sıkılacağını ve özürleneceğini sanıyordum ama pişkinlik diz boyu mübarek de dedi ki , “ niye utansın utanmıyor.”.. Ben de “belli utanmaz biri olduğu” dedim ve iki kare fotoğrafını çektim. Hani olur ya VALİ ya da Belediye Başkanları falan ilgilenir de isterse diye(sanmıyorum ya).

Sonra adam fotoğrafı çektiğimi görünce,” gazetede mi çıkacak “ diye pişkinliğini sürdürürken yanındaki beni tanıdı ve kulağına bir şeyler söyledi. Bunun ardından da, bu insan görünümündeki varlık “müdür bey kurum için alışveriş yapıyor içerde beyefendi “ dedi.. İşte bu anda gözlerim yaşardı. Zira düşünsenize kurumunu bu kadar seven ve, eksiklerini bizatihi kendisi makam aracı ve şoförüyle almaya gelecek kadar kurumsal sadakat ve de bağlılık esaslı bir “insan”

Beştepeler Mesire yerini biliyorsunuz…Belediye harika bir yer yapmış ve nasıl kullanılacağına ilişkin de yönlendirme oklarıyla vatandaşı bilgilendirmiş. Şurası hayvanat bahçesi, şurası piknik alanı şurası şu burası bu diye… Ve piknik alanı olan bölüme ayrıca bir de mangal yakma yeri koymuş bunun dışındaki alanlara da “burada mangal yakılmaz” diye yazmış, hem de koskocaman. Ama bu öküz olan insanlar burada da sürüler halinde harekete geçmişler ve sanki özellikle yapar gibi de, her “burada mangal yakılmaz” yazısının altına üçer beşer çökmüşler. Ellerinde yelpaze ya da benzeri bir aletle, mangallarını yelliyorlar. Ortalık dumandan geçilmiyor. Belediyenin yazısına uymuş diğer öküz olmak istemeyen insanlardan birkaçı, bu “öküzleri” kibarca uyarmak istiyorsa da, karşı taraftan tam da yapısına uygun öküzce bir böğürme sesiyle karışık bir tepki alıyor. Sonra da gariban insan olmanın cezasını; öküzlükleriyle övünen bu hayvanlar karşısında susup, duman içinde piknik yaparak çekiyor.

Bürokraside “işbitiren” öküzler biraz daha kibar görünümlüler. Bunlar takım elbiseli ve çoğunlukla kravatlı, iyi marka cep telefonları olan öküzün eğitim almış tipleri. Siz ilgili devlet dairesinde bankonun bu tarafında, işinizi çözmek için sıranın size gelmesini beklerken, bu insan görünümlü medeni öküzler, hem yanında oturduğu “cinsdaşı” görevliyi meşgul ederler, hem de bütün pişkinlikleriyle, evraklarını elden takip ettirip, sizden önce işini bitirip giderler. Siz de yine, insan olmanın ve toplum halinde yaşamanın kurallarına uymanın bedelini ödeyerek bu öküzün yaptığı işi normal yollardan saatler harcayarak yaparsınız.

Özellikle hanımlara sorsanız, genç kızlıklarından beri her sokağa çıkışlarında, her direksiyon başına geçişlerinde ya da her fırsat olan ortamlarda, bu “insan görünümündeki öküzlerden” öylesine zarar görmüşlerdir ki.. En azından laf atılmıştır, taciz edilmiştir vs.. Ama çoğu da “aman bir duyan gören olmadı ya boşver” deyip olayı kapatmıştır. Öyle olduğu için de bu öküzler özgürlüklerini doyasıya yaşamayı sürdürmüşlerdir ve hala kanımca sürdürüyorlar da…

Çünkü pek çok yerde köpek giremez, araç giremez, çicekleri koparmayınız ve benzeri uyarı yazıları yazar da “öküz giremez” diye yazmaz. Hoş gerçi bu varlık öküz olduğu için bunu da görse yine girer.. Öküz ya… Bu sözü duyduktan sonra etrafıma başka bir pencereden bakmaya başladım, zira inanılmaz doğru ve her gün defalarca haklılığı teyid edilen bir söz olduğunu gördüm bunun.. Hiçbir öküz insan olamaz ama dileyen her insan öküz olabilir…. Oluyorlar da !

 

Öküz-Tren

15 Nisan 2008

Öküz: Kara trenim,kömürüne kurban olduğum bizim aşkımızı kıskanan bazı kesimler var beni çok sinirlendiriyorlar!!

Tren: Tabi kıskanacaklar ben ne zaman geçsem sen hemen pencereye çıkıp bana bakıyorsun

Öküz: Ne yani istemiyormusun yoksa sana anlamlı anlamlı bakmamı?

Tren: Yaa isterim tabii ama üzerimde oturan yolcular “şuna bak öküz gibi buraya bakıyor” diyorlar kıskanıyorum seni..

Öküz: Lan utandırdın şimdi beni..

Tren: Utanma öküzüm utanma seninle biz daha ne bakışmalar yapacagız ne bakışmalar..
bizi kıskanacaklar arkamızdan öküzün trene baktıgı gibi bakışıyorlar diye nameler yapacaklar elalem kıskansın bizim sevdamız asırlarca daha devam eder..

Öküz: Benim en çok hangi bakışımı seviyorsun lan..

Tren: Hani bir öküz gibi olanı varya o bakışına eriyorum işte..

Öküz: Kara trenim benim, allah cuf cufuna zeval vermesin..

Tren: Öküzüm benim, allah bakışlarını başka ulaşım araçlarına çevirtmesin.

http://www.turkforum.gen.tr/vforum/okuz-ve-trenin-askiii-vay-bee-t290636.html?s=ab541015753f5bfc317e5e1b162fd432&

Öküz Resimleri

15 Nisan 2008

Öküz olmamak…

15 Nisan 2008

Bekir COŞKUN

10 Şubat 2008

 bcoskun@hurriyet.com.tr 

Öküz olmamak…

YIRTICI hayvanlar, yeşil otlaklara doğru yol almakta olan buffalo sürüsünün zayıf anını beklediler.

Sürüde yavrular vardı ve yırtıcıların hedefi küçüklerdi.

Bir su kıyısında yırtıcılar bir yavruyu kaptılar, yavru başını çevirip annesini aradı, acı acı bağırdı. Görmeliydiniz, kaçıp kurtulmak için nasıl çırpındı.

Buffalo sürüsü durdu.

Önce düşündüler.

Doğa gözlemcileri, bu durumlarda genelde buffaloların her zaman kaçtıklarını tespit etmişlerdi.

Bu sefer buffalolar döndüler.

Yavruyu yere yatırmış, üzerine kocaman pençelerini koymuş yırtıcıların çevresini sardılar.

Yırtıcılar şaşırmışlardı.

Çevrelerinde siyah boynuzlardan bir duvar vardı. Biraz sonra buffaloların korkup dağılacağını umdular. Ama öyle olmadı, ilk hamleyi bir yaşlı buffalo yaptı, koca bir aslanı boynuzlarına taktığı gibi havaya fırlattı.

Yırtıcılar tek tek kaçmaya başladılar.

Sürü yaralı yavruyu alıp yoluna devam etti.

(Bakınız; http:/www.youtube.com/watch?v=LUDDz68kM)

 

* 

Doğa bize birçok şey öğretir.

Ama biz öğrenemeyiz.

İyi bakın doğaya; akılsız, teslimiyetçi, kaderci, tepkisiz, sessiz, pısırık tüm canlıların acı çektiğini göreceksiniz.

İşte:

Buffalolara saygım arttı. Onlara “öküz” derdim, o yaptıklarını izledikten sonra artık demiyorum.

Elbette bir buffalo görme ve ona “Saygılar…” diye yanaşıp “Hakikaten sizi kutlarım, yani ancak bu kadar olur, kişilikli ve onurlu bir iş yaptınız…” deme olanağım yok.

Ama uzaktan uzaktan saygım sonsuz.

Bereketli bir yaşama doğru umutla yol alırken, özgürlüklerini, amaçlarını, kimliklerini, gururlarını, yaşama haklarını ve çocuklarını yırtıcılara bırakmadılar.

Benim gözümde “öküz” olmaktan çıkıp “buffalo” oldular.

 

Onurlu… 

Mağrur…

Yürekli…

Adam gibi adam şu buffalolar. 

Goca Öküz Türküsü-Ayla Algan

15 Nisan 2008