Arşiv Aralık, 2007

Öküz prens

31 Aralık 2007

Hani prenses kurbağayı öper ve o çirkin, yapışkan yaratık birden yakışıklı prense döner. Bilinçaltımızdaki ‘çirkinliklerle’ yüz yüze gelip barışmamızı, içimizdeki prensi yakalamamızı vazeden bir hikâye, hatırlarsınız. Önemli olan ‘iç güzelliği’ türküsünün darb-ı mesel olmuş hali. Pek manidar. Bu aralar tersinden bahseden başka bir hikâye de moda gerçi: Öpünce kurbağaya dönen prensler konuşuluyor sağda solda, hatta kitabı bile çıktı. Dış güzelliğe kapılanlara son çağrı, çirkin ama sevimlilere teselli ikramiyesi. Benim sevdiğim bir tane daha kurbağa hikâyesi var ama içinde ne prens var, ne prenses. Bu hikâyeyi de bilirsiniz mutlaka: Şişip öküz olmaya çalışırken patlayan kurbağanın kısa macerası. Güzeldir sahiden ama bence bir eksik var. Bu hikâyede de bir öpücük olduğunu düşünüyorum, kurbağayı delirtip şişiren sürecin içinde mutlaka bir prenses, bir prens ve bir öpücük olmalı yoksa kurbağa deli mi, durup dururken öküz olacağım diye tuttursun?

PRENSLEŞME PROJESİ

Eksikleri tamamlayalım ve hikâyeye bir daha bakalım diyorum. Büyük ihtimalle hikâyenin içinde öküz seven bir prenses vardı, sonradan “Ben ne yaptım?” diye kaçtı oradan. Bir de tabii dinlediği masallardan kafası karışıp kendini talihsiz ve keşfedilmemiş bir prens zanneden kurbağa olması gerek. Üçüncü karakter ise durumdan hiç haberi olmadan ortada salınan öküz; eh adı üstünde. Öküz deyip geçmeyin, boğa da öküz biliyorsunuz ama özellikle bu hikâyede imrenilir olmasını sağlayan temel sebebi bulursak her şey daha kolay anlaşılacaktır. Prenses, tüm prensesler gibi aslında güç peşinde koşar, babası kadar güçlü birini ararken karşısına çıkan sakin ve ağır abiyi beğenir. Aşkının nesnesi olan hafif umursamaz, ’serin’ karakterli kardeşimiz (evet, öküz) durumun farkında değildir gerçi ama o andan itibaren etraftaki herkes beğeni kıstasının ne olacağını anlamıştır: Çekici olmak istiyorsan büyük, güçlü ve ’serin’ olman lazım. Anlayan herkesin arasında tabii ki kurbağa da vardır ve birdenbire hep özlediği prensliğin büyümekten, o olmazsa büyükmüş gibi yapmaktan geçtiğine uyanır. Bu sırada kader de ağlarını örmektedir; hiçbir şeyin farkında olmadan günlerini geçiren ‘meşgul’ öküzün umursamazlığını kendisine karşı bir hakaret olarak gören prenses “Ben seni kıskandırayım da gör” diyerek kenarda duran kurbağayı eline alır ve evet, şap diye… Bu işe en çok kurbağa şaşırmıştır ama hızla manalandırır bu sürpriz öpücüğü: Nihayet içindeki prens fark edilmiştir. Fark edilmiştir de öpücüğe rağmen hâlâ yeşil, çirkin ve yapışkandır, üstelik heyecanlandığı için eskisinden daha da hızlı solumakta, kan ter içinde kurbağalık etmektedir; olmamıştır yani prensleşme projesi.

HIRSLA DEBELENENLER

Hırslı kardeşimiz “Bu öpücük bozuktu herhalde” der ve yenisini ister ama prensesin midesi bir tane daha kaldıramayacaktır. İçten içe prensesin öküze olan zaafını bilen kurbağa ikinci öpücük için tek şansının ona benzemek olduğunu düşünür ve şişmeye karar verir. Gerisi malum… Kurbağa patlar, prenses ortalık karışınca kaçar. Öküz, o zaten kendinden memnundur, prensese falan ihtiyacı olmayan bir öküz prenstir, hayatına devam eder. Zaten ne prensesin bu izdivaç merakını anlamıştır ne de kenarda debelenip duran kurbağanın derdini.

Etrafımızı yeteri kadar uzun seyredersek, hırsla debelenenlerin, olduğundan farklı görünmenin kahredici eziyetini bile göze alıp aynaya bakmaktan vazgeçenlerin sonunda bir bir patladığını görürüz. Toplumun ortak kanaatiyle oluşan ‘iyi’den, yani sadece prensesten geldiği için önemli olan öpücükten uzak durabildiğimiz ölçüde kendimize yakın düşme ve patlamadan büyüme şansımız da artar belki. Öküz mü olalım yani? Evet, hem de prens olanından.

Ecmel Ayral 

Tarih : 24.12.2007

Dev gibi öküz

31 Aralık 2007

http://erdemahmet.blogspot.com/2007/12/dev-givi-kz.html

Çiftçi Arthur Duckett’in genç öküzüne karşı zaafı var. Bu çok doğal çünkü bu öküz 1.91 metre yükseklikle ve 1360.78 kilogram ağırlıkla rekorlar kitabına girmek için aday. Altı yaşında olan Feldmareşal öküzü,1.72 metre yüksek olan Duckett’le bu fottografta çekildi. Bir yıl sonra ağırlığı 294.84 kilogram daha artması bekleniyor. Bununla Feldmareşal öküzü, hayatta olmayan 1.96 yüksek ve 1587.57 kilogram ağır Albay adındaki öküzün Büyük Britanya rekorunu geçecek.
Feldmareşal öküz 6 yaşla halen delikanlı ve 8 yaşına kadar büyüyecek.78 yaşındaki Duckett onu 2 yıl önce satın aldı ve evcil hayvan gibi baktı.
Duckett: “40 yıldır büyük baş hayvan baktım anca onu gördüğümde büyük olacağını biliyordum . Tamamen olgunlaştığında ülkenin en büyük öküzü olacak.” dedi
Duckett onun iyi huylu olduğunu ancak kızdığında gerçek zarar yapabildiğini söyledi
Duckett öküzün büyüklüğünü, soyuna, iştahi ve iğdiş edilmiş olmasına bağladı.
Onun değerinin en az 1,000 £ (İngiliz paundu)olduğunu belirten Duckett o beni seviyor ben de onu. Dolaysıyla satmakla onunla ilişkimi bozmak istemiyorum diye konuştu.

Bu haberin kaynağı

Bıyık, peruk, öküz izi ve bacadan bile vergi alındı

31 Aralık 2007

http://www.yenisafak.com.tr/ekonomi/?t=28.12.2007&c=3&i=89949

Yeminli Mali Müşavir Cazim Gürbüz “Edebiyatlaşan Vergiler” adlı kitabında vergi tarihinin bilinmeyenlerine ışık tutuyor. İlginç kitapta bıyıktan peruğa, bacadan öküz izine kadar birçok vergi türü anlatılıyor

Tarih içinde birçok devletin uygulamaya koyduğu ilginç vergiler dikkati çekerken, peruktan, öküz arabasının izinden hatta tekrar evlenen kadından bile vergi alınmış. Yeminli Mali Müşavir Cazim Gürbüz tarafından kaleme alınan ve yıl içinde yayımlanan “Edebiyatlaşan Vergiler Vergi ve Muhasebede Bilinmeyenler” adlı eserde, şair ve yazar muhasebeciler hakkında bilgi verilirken, vergi ile ilgili ünlü şair ve halk ozanlarının yazdığı şiirlere de yer veriliyor. Kitapta, bilinen ilk vergilerinin 6 bin yıl önce eski Mısır ve Mezopotamya’da tahakkuk ettirildiği ifade ediliyor. BACALARINI YIKTILAR

İspanya’da 14. yüzyılda tekrar evlenen kadından vergi alındığı anlatılan kitapta, Avrupa’da kral ve prenslerin vaftiz edilen çocuklardan, öküz arabalarının teker izinden bile vergi aldığına dikkat çekildi. 18. yüzyılda Prusya Kralı 2. Frederick’in çizmelerden vergi alınmasını emrettiği kaydedilen kitapta, ustura imalathanelerinden rüşvet aldıkları iddialarına kulak tıkayan Rus çarlarının sakallılardan özel vergi tahsil ettiklerini kaydediliyor. Aynı dönemler içinde Polonyalılar’ın “Baca Vergisi”ni ödememek için evlerinin bacalarını yıktıkları de kaydediliyor. Uruguay’ın Durazno Kent Meclisi’nin 1867 yılında erkeklere bıyık vergisi koyduğu ve tepkiler nedeniyle bu vergiden vazgeçildiği bilgisi de kitapta yer alıyor.

Demirbaş’a kaydedilen kral

Tek Parti döneminde Yozgat Milletvekili Süleyman Sırrı Beyin bekar erkeklerden vergi alınması isteğine ünlü yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın, “Evlenmedim, evlenmeyi de düşünmüyorum. Bekarlığın ceremesi kaç lira ise çekmeye hazırım” diye cevap yazdığı anlatılan kitapta, İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ın muhasebe uygulaması nedeniyle adının demirbaş olarak tarihe geçtiği de ileri sürülüyor. Kitaba göre 1697 yılında kral olan Şarl’ın Rusya ile savaş sırasında Osmanlı’ya sığındığı, kral ve 600 adamının tüm giderleri Osmanlı Devleti tarafından karşılandığı kaydediliyor. Kralın demirbaş lakabının misafirlik giderlerinin karşılanması için çıkarılan mevzuattan kaynaklandığı belirtiliyor.

28.12.2007